Dün / Bugünدون / بوكون دون، اورخان غازي ”عثمانلي يه ايكي قطعه أوستنده حكم ايتمك يتمز. زيرا اعلاي كلمة اللّٰه عزمي دنيايه صيغماياجق قدر يوجه بر عزمدر. سلچوقلينڭ وارثي بز اولديغمز كبي رومانڭ وارثي ده بزز“ دييوردي. بوكون بزه دوشن، عين روح، هيجان و دعوا ايله حركت ايده بيلمكدر. و بو حركتي صاغلاياجق ديناميكلري قازانابيلمكدر. دون جميل مريج شو جمله لرله قونوشويوردي: ”عرفان، نفس تربيه سي، اولغونلغه آچيلان قاپي، عملله تاجلانان علم. كولتور، عرفانه كوره قاتي و فقير. عرفان، انساني انسان ياپان وصفلرڭ بتوني، يعني هم علم، هم ايمان، هم ده ادب. باتي كولتورڭ وطني، طوغو عرفانڭ وطنيدر. نه باتي يي طانييورز نه طوغويي؛ اڭ آز طانيدیغمز ايسه كنديمز.“ بوكون عرفان كيم، كولتور نره ده ؟ آرادن كچن زمانده ، نه غائب ايتديگمزي نه ده آراديغمزي تام آڭلاميله بولابيلمش دگلز كبي. و يينه دون قوجه سلطان، عبدالحميد خان شويله نياز ايدييوردي اللّٰهه : ”بني، بنم ايچون ليف ليف يولسه لر، جيمبيز جيمبيز ذرّه لريمي قوپارسه لر، سرايمي ياقسه لر، خانمانمي، خاندانمي سونديرسه لر، چولوغمي كوزيمڭ أوڭنده پارچه لاسه لر حلال ايدردم ده سوكيلينڭ (صلی اللّٰه عليه و سلّم) يولنده يوروديگم ايچون بني بو حاله كتيرن و ملّتمي آتشه آتان انسانلره حقّمي حلال ايتمه م!“ يا بوكون! وطنمزه ، جانمزه ، باشمزه ، باشقانمزه ، اللّٰه ايچون سعي و غيرت ايدنلره قصد ايدنلر، دون بتون دنيانڭ اولانجه وحشتلريله چاناق قلعه ده جانمزه قييدقلري انسياقله صالديرمييورلرمي؟ و بوكون بزه ، بر طرفدن حضور الٰهيده كمربستۀ عبوديت حالني ياشاركن، ديگر طرفدن بتون قوتمزله أوزريمزه دوشن وظيفه يي ياپمق دوشمييورمي؟ بوكوني بر نبذه آڭلامق ايچون، بلگه اوقومه بولومنده كي دوندن قالان بلگه يي تكرار تكرار اوقويالم. انگليز و عونه سنڭ فتنه سنڭ دوندن بوكونه ناصل دوام ايتديگني تكرار كوره لم. كوره لم ده كنديمزه كله لم. يوق دگلسه بوكون دوندن داها كوتو اولاجق. چونكه ياريني اولماياجق. Dün, Orhan Gazi “Osmanlıya iki kıta üstünde hükmetmek yetmez. Zira i’la-yı kelimetullah azmi dünyaya sığmayacak kadar yüce bir azimdir. Selçuklunun varisi biz olduğumuz gibi Roma’nın varisi de biziz” diyordu. Bugün bize düşen, aynı ruh, heyecan ve dava ile hareket edebilmektir. Ve bu hareketi sağlayacak dinamikleri kazanabilmektir. Dün Cemil Meriç şu cümlelerle konuşuyordu: “İrfan, nefis terbiyesi, olgunluğa açılan kapı, amelle taçlanan ilim. Kültür, irfana göre katı ve fakir. İrfan, insanı insan yapan vasıfların bütünü, yani hem ilim, hem iman, hem de edep. Batı kültürün vatanı, Doğu irfanın vatanıdır. Ne Batı’yı tanıyoruz ne Doğu’yu; en az tanıdığımız ise kendimiz.” Bugün irfan kim, kültür nerede? Aradan geçen zamanda, ne kaybettiğimizi ne de aradığımızı tam anlamıyla bulabilmiş değiliz gibi. Ve yine dün Koca Sultan, Abdülhamid Han şöyle niyaz ediyordu Allah’a: “Beni, benim için lif lif yolsalar, cımbız cımbız zerrelerimi koparsalar, sarayımı yaksalar, hanümanımı, hanedanımı söndürseler, çoluğumu gözümün önünde parçalasalar helal ederdim de Sevgili’nin (Sallalahu Aleyhi ve Sellem) yolunda yürüdüğüm için beni bu hale getiren ve milletimi ateşe atan insanlara hakkımı helal etmem!” Ya bugün! Vatanımıza, canımıza, başımıza, başkanımıza, Allah için sa’y u gayret edenlere kastedenler, dün bütün dünyanın olanca vahşetleriyle Çanakkale’de canımıza kıydıkları insiyakla saldırmıyorlar mı? Ve bugün bize, bir taraftan huzur-u İlahide kemerbeste-i ubudiyet halini yaşarken, diğer taraftan bütün kuvvetimizle üzerimize düşen vazifeyi yapmak düşmüyor mu? Bugünü bir nebze anlamak için, belge okuma bölümündeki dünden kalan belgeyi tekrar tekrar okuyalım. İngiliz ve avenesinin fitnesinin dünden bugüne nasıl devam ettiğini tekrar görelim. Görelim de kendimize gelelim. Yok değilse bugün dünden daha kötü olacak. Çünkü yarını olmayacak.
Sultan Abdülhamid Han'ın Duasıسلطان عبدالحميد خانڭ دعاسي اللّٰهم حلال ايتمييورم! شخصمي دگل، ملّتمي بو حاله كتيرنلره ، حقّمي حلال ايتمييورم! بني، بنم ايچون ليف ليف يولسه لر، جيمبيز جيمبيز ذرّه لريمي قوپارسه لر، سرايمي ياقسه لر، خانمانمي، خاندانمي سونديرسه لر، چولوغمي كوزيمڭ أوڭنده پارچه لاسه لر حلال ايدردم ده سوكيلينڭ (صلی الله عليه و سلّم) يولنده يوروديگم ايچون بني بو حاله كتيرن و ملّتمي آتشه آتان انسانلره حقّمي حلال ايتمم! اللّٰهم! مقدّس اسملرينه قربان اولديغم اللّٰهم! يا عادل! بڭا ”قيزيل سلطان“ آدينى طاقان و دوريلمه م ايچون اللرندن كلني ياپان ارمنيلري، شيمدي بني دویرنلره پارچه لاتييورسڭ! بو جلّادلري ده ، كيم بيلير، كيملره پارچه لاتاجقسڭ؟ فقط يا رحمن! عدالتڭله تجلّي ايدرسه ڭ هپمز كول اولورز! بزه آجي! رسولڭڭ، سوكيليڭڭ، كائناتڭ افنديسنڭ نوريني قيد ايدر كبي اولديغي ايچون بو حاله كلن ملّته ، رحمتڭله ، فضلڭله ، لطفڭله تجلّي ايت! يا قادر! قونداقده كي ياورويي غاغه سنه آلمش، قاچيران لش قوشني دوشوروب چوجغي قورتارمق آنجق سنڭ قدرتڭه صيغابيلير. لش قوشلرينڭ غاغه سنده قونداق چوجغنه دونن ملّتمي قورتار اللّٰهم! يا معبود! عمرمده تك وقت فرض نمازي قاچيرديغمي خاطرلامیيورم! اما تك وقت نمازم اولديغني ادّعايه ده نفسمده قوت بولامييورم! حضورڭده اگيله جگمه قاصقاتي قالييورم و دعاده روح تسليم ايده جگمه ياتاغمده قيورانييورم! سڭا قوللق كوستره مه ين بو قولڭي عفو ايت اللّٰهم! اگر، ييللري تسبيح ديزيسنجه سورن حكمدارلغمده سني بر كره آڭابیلدم، رسولڭه بر آن باغلانابيلدمسه ، دعامي، او بر كره و بر آن يوزي صويي حرمتنه قبول ايت! يا سبحان! شو تيترك اللري، قيامت كوننده سڭا ”امّتم، امّتم!“ دييه يالواراجق اولان حبيبڭڭ اتگنده ، شيمدي ”ملّتم، ملّتم!“ دييه ديلنن بو اختيارڭ دعاسني كري چويرمه ! ملّتمي أوّلا ”بعث بعد الموتسز“ بر ئولومله يوق ايتمه يه كوتورن ساخته قورتاريجيلر و ساخته قورتولوشلردن قورتار؛ و اوڭا بر كون كله جك قورتاريجيلري، كرچك قورتولوشي نصيب أيله ! بنم آرتيق بو دنيا كوزيله كوره بيله جگم هيچ بر سعادت اميدم قالمدي. باري فلاكتي اولسون بڭا داها فضله كوسترمه اللّٰهم! آياقده طوراماز، حالده يم! وعده م نه كون طولاجق اللّٰهم؟ Allah’ım helal etmiyorum! Şahsımı değil, milletimi bu hale getirenlere, hakkımı helal etmiyorum! Beni, benim için lif lif yolsalar, cımbız cımbız zerrelerimi koparsalar, sarayımı yaksalar, hanümanımı, hanedanımı söndürseler, çoluğumu gözümün önünde parçalasalar helal ederdim de Sevgili'nin (Sallalahu Aleyhi ve Sellem) yolunda yürüdüğüm için beni bu hale getiren ve milletimi ateşe atan insanlara hakkımı helal etmem! Allah’ım! Mukaddes isimlerine kurban olduğum Allah’ım! Ya Âdil! Bana “Kızıl Sultan” adını takan ve devrilmem için ellerinden geleni yapan Ermenileri, şimdi beni devirenlere parçalatıyorsun! Bu cellatları da, kim bilir, kimlere parçalatacaksın? Fakat ya Rahman! Adaletinle tecelli edersen hepimiz kül oluruz! Bize acı! Resulünün, Sevgilinin, Kâinatın Efendisinin nurunu kaydeder gibi olduğu için bu hale gelen millete, rahmetinle, fazlınla, lütfunla tecelli et! Ya Kâdir! Kundaktaki yavruyu gagasına almış, kaçıran leş kuşunu düşürüp çocuğu kurtarmak ancak senin kudretine sığabilir. Leş kuşlarının gagasında kundak çocuğuna dönen milletimi kurtar Allah’ım! Ya Mabud! Ömrümde tek vakit farz namazı kaçırdığımı hatırlamıyorum! Ama tek vakit namazım olduğunu iddiaya da nefsimde kuvvet bulamıyorum! Huzurunda eğileceğime kaskatı kalıyorum ve duada ruh teslim edeceğime yatağımda kıvranıyorum! Sana kulluk gösteremeyen bu kulunu affet Allah’ım! Eğer, yılları tesbih dizisince süren hükümdarlığımda Seni bir kere anabildim, Resulüne bir an bağlanabildimse, duamı, o bir kere ve bir an yüzü suyu hürmetine kabul et! Ya Sübhan! Şu titrek elleri, kıyamet gününde sana “Ümmetim, ümmetim!” diye yalvaracak olan Habibinin eteğinde, şimdi “Milletim, milletim!” diye dilenen bu ihtiyarın duasını geri çevirme! Milletimi evvelâ “Ba'sü ba'de'l-mevtsiz” bir ölümle yok etmeye götüren sahte kurtarıcılar ve sahte kurtuluşlardan kurtar; ve ona bir gün gelecek kurtarıcıları, gerçek kurtuluşu nasip eyle! Benim artık bu dünya gözüyle görebileceğim hiçbir saadet ümidim kalmadı. Bari felâketi olsun bana daha fazla gösterme Allah’ım! Ayakta duramaz, haldeyim! Vadem ne gün dolacak Allah’ım?
Ey Yolcu, Uyan! اي يولجي، اويان! ”اللّٰهه طاياندم!“ دييه سن چيقما ياتاقدن...معناي توكّل بوميدر؟ هي كيدي نادان!اجداديڭى، ظنّ ايتمه ، عصرلرجه اويوردي؛نردن بولاجقدڭ او زمان ألده كي يوردي؟أوچ قطعه ده ، ير ير، قانايان ايزلري شاهد:ديڭلنمدي بر كون او بيوك نسلِ مجاهد.عالمده ”توكّل“ ديمك اولسه يدي ”عطالت“ميراثِ ديانتله ياشارميدي بو ملّت؟چوقدن كره نڭ مشعلِ توحيدي سونردي؛قرآن طوراماز، نزد الٰهي يه دونردي. ”دنيا قوشويور“ سوزمي؟ برابر قوشاجقدڭ؛هيهات، بتون عزمي سن آرقه ڭده بيراقدڭ!مادامكه اوياندڭ او مديد اويقولردن،بر پارچه جق اولسون، هایدي، هيچ يوقسه ، قيميلدان.دنيا قوشويوركن يولڭ أوستنده ياتيلماز؛داورانماياجق كيمسه بو ميدانه آتيلماز.مستقبلي بول، سن ده قوشانلرله بر اول ده ؛ماضي يي، فقط، ييقمه يه قالقيشما بو يولده .اخلافه دونر، قورقارم، اسلافه هجومي:ماضيسي ييقيق ملّتڭ آتيسي اولورمي؟ اي يولجي، اويان! يوقسه چيقارسڭ كه صباحه :بر قوب قورو چول وار؛ نه ايشيق وار، نه ده واحه ! “Allah’a dayandım!” diye sen çıkma yataktan...Mana-yı tevekkül bu mudur? Hey gidi nadan!Ecdadını, zannetme, asırlarca uyurdu;Nerden bulacaktın o zaman eldeki yurdu?Üç kıtada, yer yer, kanayan izleri şahid:Dinlenmedi bir gün o büyük nesl-i mücahid.Alemde “tevekkül” demek olsaydı “atalet”Miras-ı diyanetle yaşar mıydı bu millet?Çoktan kürenin meş’al-i tevhidi sönerdi;Kur’an duramaz, Nezd-i İlahi’ye dönerdi. “Dünya koşuyor” söz mü? Beraber koşacaktın;Heyhat, bütün azmi sen arkanda bıraktın!Madem ki uyandın o medid uykulardan,Bir parçacık olsun, hadi, hiç yoksa, kımıldan.Dünya koşuyorken yolun üstünde yatılmaz;Davranmayacak kimse bu meydana atılmaz.Müstakbeli bul, sen de koşanlarla bir ol da;Maziyi, fakat, yıkmaya kalkışma bu yolda.Ahlafa döner, korkarım, eslafa hücumu:Mazisi yıkık milletin atisi olur mu? Ey yolcu, uyan! Yoksa çıkarsın ki sabaha:Bir kupkuru çöl var; ne ışık var, ne de vaha!
İrfan / Kültürعرفان / كولتور ”باتینڭ كولتوري وار بزم ايسه عرفانمز. عرفان، انسان اوغلينڭ خاص باغچه سي، آييرماز، برلشديرير. بو باغچه ده كينلر صوصار، ديوارلر ييقيلير، آڭلاشمازلقلر صوڭه ایرر. عرفان كنديني طانيمقله باشلار. كنديني طانيمق ايچون أوڭ يارغيلرڭ كوله لگندن قورتولمق كركير. عرفان، نفس تربيه سي، اولغونلغه آچيلان قاپي، عملله تاجلانان علم. كولتور، عرفانه كوره قاتي و فقير. عرفان، انساني انسان ياپان وصفلرڭ بتوني، يعني هم علم، هم ايمان، هم ده ادب. باتي كولتورڭ وطني، طوغو عرفانڭ وطنيدر. نه باتي يي طانييورز نه طوغويي؛ اڭ آز طانيدیغمز ايسه كنديمز.“ (كولتوردن عرفانه ، ﺻ. ١١) ”عرفانندن قوپان، آنا ديلني بيله اونوتان مستغربلر قافله سي كيمه ، نه يه باغلاناجق؟ اون طقوزنجي عصره قدر، عثمانلي ئولكه سنده بر اورتاق شعور واردي: اسلاميت. وحيه طايانان بر حقيقتلر بتوني. او جهانشمول دينڭ ايضاحي، يورومي و ياييلمسي ايچون بيڭلرجه دوشونجه و دويغو آدمي عمريني خرجامشدي. بتون بر اجتماعي نظامڭ تمليدي اسلاميت. صوسيال بر صنفڭ ويا بر قومڭ دگل، امّتڭ اينانجلريني ديله كتيرييوردى. آييران دگل، برلشديرندي. اينانانلر قرداشديلر. اينانانلر، يعني انسانلرڭ هپسي. تك الله، تك كتاب، تك حقيقت، تك خليفه ، تك دنيا. يونسڭ مصراعلريني قناتلانديران ايمانله ، مثنويده كي پيريلتيلر عين ازلي نوردن. اسلاميت سليمانيه ده قبه ، عطریده نغمه ، باقیده شعر. مدنيتلر ده اختيارلر. نصلرڭ جهانشمول سيّاليتي قالبلاشير زمانله . قوجه يان شعور ازلي حقيقتڭ يوزينده بوجه لر. … ييقيلان بر دنيانڭ خرابه لري آراسنده الي الابد ياشانامازكه . هر طوپلومڭ بللي بر دگرلر بتوننه احتياجي وار. عرفانندن قوپان، آنا ديلني بيله اونوتان مستغربلر قافله سي كيمه ، نه يه باغلاناجق؟ صوسيال بر صنف ده دگلدر، صوسيال بر صنفڭ تمثيلجيسي ده . حقيقت تك، خطا صوڭسز. مستغرب نه يڭي بر دنيا كوروشي قورابيلير، نه ده باتینڭ جومردجه صونديغي تورلي ايده ئولوژيلر آراسنده سچيم ياپاجق كوچده در. سچمك ايچون، آڭلامق لازم. آڭلامق ايچون، قارشيلاشديرمق. مقايسه ، عرفانه طايانير. باتینڭ صوسيال و پوليتيك تاريخي بيلينمدن ايده ئولوژيلري قاورانابيليرمي؟ ايده ئولوژي بر بتوندر. بللي بر دنيانڭ صورونلريني چوزمك ايچون حاضرلانمش بر بتون. قالديكه مستغربلر بو ايده ئولوژي انقاضنى نصلاشديرركن باتيده يڭي يڭي چليشكيلر بليرييوردى. ايده ئولوژي، اقتصادي آلت ياپینڭ افاده سيدر. صوسيال بر صنفڭ چيقارلريني دنياجه كچرلي بر حقيقت دييه صونار. اويسه مستغرب آوروپه فكرياتنى بر علم حال كبي ازبرله مه يه قالقار. بتوني قوجاقلاياماز، قوجاقلايامازدي ده . مستغربلر ١٩٦٠لره قدر عين يالانلري چشيتلي اسلوبلرله تكرارلايان بر طوپليلق. آيدين، افنديسنڭ علاجلريني چالوب ايچن احمق عشاق.“ (مغاره ده كيلر، ﺻ. ٢٧٢-٣) “Batının kültürü var bizim ise irfanımız. İrfan, insanoğlunun has bahçesi, ayırmaz, birleştirir. Bu bahçede kinler susar, duvarlar yıkılır, anlaşmazlıklar sona erer. İrfan kendini tanımakla başlar. Kendini tanımak için ön yargıların köleliğinden kurtulmak gerekir. İrfan, nefis terbiyesi, olgunluğa açılan kapı, amelle taçlanan ilim. Kültür, irfana göre katı ve fakir. İrfan, insanı insan yapan vasıfların bütünü, yani hem ilim, hem iman, hem de edep. Batı kültürün vatanı, Doğu irfanın vatanıdır. Ne Batı’yı tanıyoruz ne Doğu’yu; en az tanıdığımız ise kendimiz.” (Kültürden İrfana, s. 11.) “İrfanından kopan, ana dilini bile unutan müstağripler[1] kafilesi kime, neye bağlanacak? On dokuzuncu asra kadar, Osmanlı ülkesinde bir ortak şuur vardı: İslâmiyet. Vahye dayanan bir hakikatler bütünü. O cihanşümul dinin izahı, yorumu ve yayılması için binlerce düşünce ve duygu adamı ömrünü harcamıştı. Bütün bir içtimaî nizamın temeliydi İslâmiyet. Sosyal bir sınıfın veya bir kavmin değil, ümmetin inançlarını dile getiriyordu. Ayıran değil, birleştirendi. İnananlar kardeştiler. İnananlar, yani insanların hepsi. Tek Allah, tek kitap, tek hakikat, tek halife, tek dünya. Yunus’un mısralarını kanatlandıran imanla, Mesnevî’deki pırıltılar aynı ezelî nurdan. İslâmiyet Süleymaniye’de kubbe, Itrî’de nağme, Bakî’de şiir. Medeniyetler de ihtiyarlar. Nasların cihanşümul seyyaliyeti kalıplaşır zamanla. Kocayan şuur ezelî hakikatin yüzeyinde bocalar. … Yıkılan bir dünyanın harabeleri arasında ilelebet yaşanamaz ki. Her toplumun belli bir değerler bütününe ihtiyacı var. İrfanından kopan, ana dilini bile unutan müstağripler kafilesi kime, neye bağlanacak? Sosyal bir sınıf da değildir, sosyal bir sınıfın temsilcisi de. Hakikat tek, hata sonsuz. Müstağrip ne yeni bir dünya görüşü kurabilir, ne de Batının cömertçe sunduğu türlü ideolojiler arasında seçim yapacak güçtedir. Seçmek için, anlamak lâzım. Anlamak için, karşılaştırmak. Mukayese, irfana dayanır. Batının sosyal ve politik tarihi bilinmeden ideolojileri kavranabilir mi? İdeoloji bir bütündür. Belli bir dünyanın sorunlarını çözmek için hazırlanmış bir bütün. Kaldı ki müstağripler bu ideoloji enkazını naslaştırırken Batı’da yeni yeni çelişkiler beliriyordu. İdeoloji, iktisadî alt yapının ifadesidir. Sosyal bir sınıfın çıkarlarını dünyaca geçerli bir hakikat diye sunar. Oysa müstağrip Avrupa fikriyatını bir ilmihal gibi ezberlemeye kalkar. Bütünü kucaklayamaz, kucaklayamazdı da. Müstağripler 1960′lara kadar aynı yalanları çeşitli üsluplarla tekrarlayan bir topluluk. Aydın, efendisinin ilaçlarını çalıp içen ahmak uşak.” (Mağaradakiler, s. 272-3) [1] Müstağrip: Batılılaşmış, Batı hayranı
Osmanlıya İki Kıta Üstünde Hükmetmek Yetmez عثمانلي يه ايكي قطعه أوستنده حكم ايتمك يتمز اوغل! سلطنتڭه مغرور اولما. اونوتما كه ، دنيا، حضرت سليمانه قالمامشدر. اونوتما كه ، دنيا سلطنتي كچيجيدر، لكن بيوك بر فرصتدر. الله يولنده خدمت و پيغمبر افنديمزڭ (ص ع و) شفاعتنه مظهريت ايچون، بو فرصتي ايي دگرلندير. دنيايه آخرت أولچوسيله باقارسه ڭ ابدي سعادتي فدا ايتمه يه دگمديگني كوره جكسڭ. اوغل! روم ايلي خرستيانلري راحت طورماياجقدر، سن او جانبه يورو. روم ايلي فتحنى تماملا. قسطنطينيه يي يا فتح ايت ياخود فتحه حاضرلا، جوارده كي ترك بگلريله مسئله چيقارمامه يه چاليش. اهالي هر نه قدر بزي ايسته سه ده باشلرنده بولونان بگلر، بگلكلرندن كچمه طرفداري كوزوكمز. داها بر زمان اداره ايده جكلر، لكن صوڭنده اولمش ميوه كبي آووجنه دوشه جكلر. آناطوليده غائله چيقمازسه روم ايلي ايشني راحت حلّ ايدرسڭ. بو يوزدن آناطولينڭ سسسزلگنى بوزمامه يه غيرت ايت. جنّت مكان بابام عثمان غازي خان، سوگوت و طومانيجدن عبارت بر آووچ طوپراغي بگلك ياپدي. بز اللّٰهڭ اذنيله بگلگي خانلغه چويروب سلطانلغي اكمال ايتدك. سن داها ده بيوگني ياپاجقسڭ. عثمانلي يه ايكي قطعه أوستنده حكم ايتمك يتمز. زيرا اعلاي كلمة الله عزمي دنيايه صيغماياجق قدر يوجه بر عزمدر. سلجوقلينڭ وارثي بز اولديغمز كبي رومانڭ وارثي ده بزز. اوغل! قرآن كريمڭ حكمندن آيريلما. عدالتله حكم ايت. غازيلري كوزت. دينه خدمت ايدنلره خدمتي شرف صاي. فقيرلري طويور. ظالملري ايسه جزالانديرمقده تردّد كوسترمه . اڭ كوتو عدالت، كچ تجلّي ايدن عدالتدر. صوڭنده حكم اصابتلي دخي اولسه ، كجيكن عدالت ظلمدر. اوغل! بز يولڭ صوڭنه كلدك، سن داها باشنده سڭ. جناب مولا سلطنتڭى مبارك قیلسین. Oğul! Saltanatına mağrur olma. Unutma ki, dünya, Hazret-i Süleyman’a kalmamıştır. Unutma ki, dünya saltanatı geçicidir, lakin büyük bir fırsattır. Allah yolunda hizmet ve Peygamber efendimizin (sav) şefaatine mazhariyet için, bu fırsatı iyi değerlendir. Dünyaya ahiret ölçüsüyle bakarsan ebedî saadeti feda etmeye değmediğini göreceksin. Oğul! Rumeli Hıristiyanları rahat durmayacaktır, sen o canibe yürü. Rumeli fethini tamamla. Konstantiniye’yi ya fethet yahut fethe hazırla, civardaki Türk beyleriyle mesele çıkarmamaya çalış. Ahali her ne kadar bizi istese de başlarında bulunan beyler, beyliklerinden geçme taraftarı gözükmez. Daha bir zaman idare edecekler, lakin sonunda olmuş meyve gibi avucuna düşecekler. Anadolu’da gaile çıkmazsa Rumeli işini rahat halledersin. Bu yüzden Anadolu’nun sessizliğini bozmamaya gayret et. Cennetmekân babam Osman Gazi Han, Söğüt ve Domaniç’ten ibaret bir avuç toprağı beylik yaptı. Biz Allah’ın izniyle beyliği hanlığa çevirip sultanlığı ikmal ettik. Sen daha da büyüğünü yapacaksın. Osmanlıya iki kıta üstünde hükmetmek yetmez. Zira i’la-yı kelimetullah azmi dünyaya sığmayacak kadar yüce bir azimdir. Selçuklunun varisi biz olduğumuz gibi Roma’nın varisi de biziz. Oğul! Kur’an-ı Kerîm’in hükmünden ayrılma. Adaletle hükmet. Gazileri gözet. Dine hizmet edenlere hizmeti şeref say. Fakirleri doyur. Zalimleri ise cezalandırmakta tereddüt gösterme. En kötü adalet, geç tecelli eden adalettir. Sonunda hüküm isabetli dahi olsa, geciken adalet zulümdür. Oğul! Biz yolun sonuna geldik, sen daha başındasın. Cenab-ı Mevla saltanatını mübarek kılsın.
Denize Düşen Yılana Sarılır Denize Düşen Yılana Sarılır Dönem 2. Mahmut dönemi ve Kavalalı Mehmet Paşa Mısır Valisi’dir. Kendine aşırı güvenen Kavalalı Mehmet Paşa’nın amacı önce Suriye, ardından Osmanlı’yı ele geçirmektir. Oğlu İbrahim Paşa, Suriye’yi ele geçirmiş Osmanlının yolladığı gücüde yenmişti. İstanbul’a doğru yola çıkmıştı. 2. Mahmut, ordunun o an için bunlarla baş edebilecek vaziyette olmadığından Ruslarda yardım isteme taraftarıdır. Rus çarı Nikola’dan yardım ister. Bir Osmanlı sultanın Ruslardan yardım istemesi yadırganır. Bir takım vezirler ‘’bu nasıl iştir?’’ diye mırıldanınca, Sultan Mahmut Ne yapalım? Düştük denize sarılırız yılana der. دڭزه دوشن ييلانه صاريلير دونم ٢نجی محمود دونمي و قواله لي محمد پاشا مصر واليسيدر. كندينه آشيري كوگنن قواله لي محمد پاشانڭ آماجي أوڭجه سوريه ، آردندن عثمانلي يي أله كچيرمكدر. اوغلي ابراهيم پاشا، سوريه يي أله كچيرمش عثمانلينڭ يوللادیغي كوجي ده يڭمشدي. استانبوله طوغري يوله چيقمشدي. ٢نجی محمود، اوردونڭ او آن ايچون بونلرله باش ايده بيله جك وضعيتده اولماديغندن روسلرده يارديم ايسته مه طرفداريدر. روس چاري نيقوله دن يارديم ايستر. بر عثمانلي سلطاننڭ روسلردن يارديم ايسته مسي ياديرغانير. بر طاقيم وزيرلر ”بو ناصل ايشدر؟“ دييه ميريلداننجه ، سلطان محمود نه ياپالم؟ دوشدك دڭزه صاريليرز ييلانه دير.
Osmanlıca YazabiliyorumOkumak Zekâ geliştikçe artar bu sevgi, tehlikeleri de azalır. Sıhhatli bir zekâ kitapları çalışmalarına tâbi kılar. Onun için eğlencelerin en asilidir okuma, daha doğrusu en asilleştiricisidir. Kitap zekâyı kibarlaştırır. Hassasiyetimizle düşüncemizi ancak kendi içimizde, zihnî hayatımızın derinliklerinde geliştirebiliriz. Ama zekânın tavırlarını efendileştirmek için okumak zorundayız. Bazı kitapları, edebiyat ilminin bazı inceliklerini bilmemek, dâhiler için bile fikrî bir avamlık işareti. Kibarlık ve asalet, düşünce dünyasında da bir nevi gelenekler mirasından ibaret. Ç Ö Z Ü M اوقومق ذكا كليشدكجه آرتار بو سوگي، تهلكه لري ده آزالير. صحّتلي بر ذكا كتابلري چاليشمه لرينه تابع قيلار. اونڭ ايچون اگلنجه لرڭ اڭ اصيليدر اوقومه ، داها طوغريسي اڭ اصيللشديريجيسيدر. كتاب ذكايي كبارلاشديرر. حسّاسيتمزله دوشونجه مزي آنجق كندي ايچمزده ، ذهني حياتمزڭ درينلكلرنده كليشديره بيليرز. اما ذكانڭ طورلرینی افنديلشديرمك ايچون اوقومق زورنده يز. بعض كتابلري، ادبيات علمنڭ بعض اينجه لكلريني بيلمه مك، داهيلر ايچون بيله فكري بر عواملق اشارتي. كبارلق و اصالت، دوشونجه دنياسنده ده بر نوع كله نكلر ميراثندن عبارت.
Kelime Olmadan Kelam, Kelam Olmadan İkbal Olmaz!كلمه اولمادن كلام كلام اولمادن اقبال اولماز! نجدت بايتوق ملّتلرڭ اورتاق دگرلرينڭ تملنى تشكيل ايدن؛ دين، تاريخ، كولتور، مدنيت كبي ملّتي ملّت ياپان نه وارسه تمامنڭ اورتاق زميني اولان لسان، حياتداردر. معيّن بر زمان ايچنده تكامل ايدر. نهاد سامی بانارلينڭ افاده لريله ، ”ايمپراطورلق ديللري، ملّتلرڭ حاكم اولدقلري طوپراقلردن ويركو آلير، باج آلير، محصول طوپلار كبي، كلمه ده آليرلر. هم بو آليشڭ أولچوسي ده يوقدر. كنديلرينه لازم اولديغي قدر ويا جانلري ايسته ديگي قدر آلابيليرلر… أوته ياندن عين ئولكه لردن درله دكلري لزوملي كلمه لري كندي ديللرينڭ غرامرينه ، استتيگنه و فونه تيگنه كوره ملّيلشديره رك كندي كلمه لري ياپارلر. بز بونلره أوته دن بري فتح ايديلمش ئولكه لر كبي فتح ايديلمش كلمه لر دييورز. آنجق ير يوزنده و جهان تاريخنده ايمپراطورلق ديلي اولمامش ديللر چوق، فقط ايمپراطورلق ديللري آزدر. چونكه دنيا تاريخنده هم عسكري و اداري ايمپراطورلق هم ده ديل و كولتور ايمپراطورلغي قورابيلمش ملّت آزدر. بو صايديغمز وصفلره ، شبهه سز بعض مهم فرقلرله اويغون ايمپراطورلق ديللري، دينيله بيليركه ، لاتينجه ، عربجه ، انگليزجه و تركجه در. بو ديللرڭ هيچ بري أوز ديل دگلدر. اساسًا ير يوزنده هيچ بر كولتور و مدنيت ديلي هيچ بر زمان أوز ديل آلمق تعصّبنه و بسيطلگنه التفات ايتمه مشدر.“ نه يازيقكه بر دونم يوقاريده بحث ايديلنڭ ضدينه اولارق ملّتجه بر طاقيم غرابتلر ياشامق طورومنده قالدق. مثلا؛ ”امكان“ كلمه سني عالمندن جاهلنه قدر هركس راحتلقله آڭلايوب قوللانديغي حالده قصدًا دگيشديريلمش و ”اولاناق“ حالنه كتيريلمشدر. اولاناق كلمه سي ايسه ، امكانه كوره كوكسز و روحسز بر كلمه در. ’كلمه ‘ بر زمانلر أوڭجه ’سوزجك‘ صوڭره ’تيلجك‘ ياپيلدي. تيلجك طوتماينجه سوزجكه دوام ايديلدي. صورمق كركمزمي، عصرلردر قوللانيلاكلن و هر طرفمزي قوشاتان كلمه يي آڭلامايوب تيلجگي آڭلاياجق قاچ كيشي واردر اطرافمزده ؟ حتّی بو ايشلرده او قدر پرواسزجه حركت ايديلديكه ، اصلنده باشقه معنالره كلن برقاچ كلمه تك بر كلمه ايله قارشيلانمه يه چاليشيلدي. مثلا: آشكار، بديهي، منحل، مستهجن، واضح، بارز، عيان، بيان، ظاهر، صريح، روشن كبي فرقلي يرلرده قوللانيلان كلمه لر، بر تك -آچيق- كلمه سيله قارشيلانمه يه چاليشيلدي. كيشي، فرد، ذات، شخص كبي كلمه لر يرينه تلفّظي دخي بنجيللگي چاغريشديران ”بيرَي“ كلمه سي قوللانيلمه يه باشلاندي و حالا اصرارله دوام ايديلييور. مثاللر چوغالتيلابيلير. بورايه قدر يازديغمز حتّی چوق فضله سي اهلنه معلومدر. غريب اولان، بو ياڭليشي دوزلتمك يرينه همن هپمزڭ بو سلڭ ايچنه قاپيلوب كيدييور اولمه مزدر. اهل كيشيلرڭ دخي كوكلي كله نگه صاحب، كولتورل قودلريمزڭ طاشييجيلري اولان كلمه لريمزڭ يرينه ، اويديرولمش كلمه لري قونوشمه لرنده ، يازيلرنده ، نشرياتنده راحتلقله قوللانمسي آيريجه أوزوله جك بر طورومدر. باشقه أوزوجي بر طوروم ده موضوعاتده ، رسمي متن و يازيشمه لرده ، تلويزيون اكرانلرنده ، مديه ده اويديروقجه كلمه قوللانيلمسي قونوسنده اصرارجي اولونمسيدر. بو يازيدن مقصديمز، بو كيديشاته دقّت چكمكدر. حاضر مفردات چاليشمه لري ياپيلييوركن، كلمه سچيمنه ده دقّت ايديلمسي أونملي اولاجقدر. موضوعاتڭ هانگي رسمي دائره لره عائد اولديغني ذكر ايتمدن، رسمي يازيلرده كچن اويديرولمش كلمه لره بعض أورنكلر ويره لم. مراق ايدنلر mevzuat .gov.tr آدرسندن باقابيليرلر. İşlev فعاليت، وظيفه ، كورو Bazı Kelimeler Etki, Etmen تأثير، مؤثر Birey فرد، كيشي، ذات Saptamak تثبيت İlişik, ilişkin عائد، دائر Tanı تشخيص Olanak امكان Tanık شاهد Olasılık احتمال Yaşam حيات Sorun مسئله Dışsal خارجي Zorunluluk مجبور و مجبوريت İçsel داخلي Önlem تدبير Yanıt جواب Göreceli اضافي Milletlerin ortak değerlerinin temelini teşkil eden; din, tarih, kültür, medeniyet gibi milleti millet yapan ne varsa tamamının ortak zemini olan lisan, hayattardır. Muayyen bir zaman içinde tekâmül eder. Nihad Sami Banarlı’nın ifadeleriyle, “İmparatorluk dilleri, milletlerin hâkim oldukları topraklardan vergi alır, baç alır, mahsul toplar gibi, kelime de alırlar. Hem bu alışın ölçüsü de yoktur. Kendilerine lazım olduğu kadar veya canları istediği kadar alabilirler… Öte yandan aynı ülkelerden derledikleri lüzumlu kelimeleri kendi dillerinin gramerine, estetiğine ve fonetiğine göre millileştirerek kendi kelimeleri yaparlar. Biz bunlara öteden beri fethedilmiş ülkeler gibi fethedilmiş kelimeler diyoruz. Ancak yeryüzünde ve cihan tarihinde imparatorluk dili olmamış diller çok, fakat imparatorluk dilleri azdır. Çünkü dünya tarihinde hem askeri ve idari imparatorluk hem de dil ve kültür imparatorluğu kurabilmiş millet azdır. Bu saydığımız vasıflara, şüphesiz bazı mühim farklarla uygun imparatorluk dilleri, denilebilir ki, Latince, Arapça, İngilizce ve Türkçedir. Bu dillerin hiç biri öz dil değildir. Esasen yeryüzünde hiçbir kültür ve medeniyet dili hiçbir zaman öz dil almak taassubuna ve basitliğine iltifat etmemiştir.” Ne yazık ki bir dönem yukarıda bahsedilenin zıddına olarak milletçe bir takım garabetler yaşamak durumunda kaldık. Mesela; “imkân” kelimesini âliminden cahiline kadar herkes rahatlıkla anlayıp kullandığı halde kasten değiştirilmiş ve “olanak” haline getirilmiştir. Olanak kelimesi ise, imkâna göre köksüz ve ruhsuz bir kelimedir. ‘Kelime’ bir zamanlar önce ‘sözcük’ sonra ‘tilcik’ yapıldı. Tilcik tutmayınca sözcük’e devam edildi. Sormak gerekmez mi, asırlardır kullanılagelen ve her tarafımızı kuşatan kelime’yi anlamayıp tilciği anlayacak kaç kişi vardır etrafımızda? Hatta bu işlerde o kadar pervasızca hareket edildi ki, aslında başka manalara gelen birkaç kelime tek bir kelime ile karşılanmaya çalışıldı. Mesela: Aşikâr, bedihi, münhal, müstehcen, vazıh, bariz, ayan, beyan, zahir, sarih, ruşen gibi farklı yerlerde kullanılan kelimeler, bir tek -açık- kelimesiyle karşılanmaya çalışıldı. Kişi, fert, zat, şahıs gibi kelimeler yerine telaffuzu dahi bencilliği çağrıştıran “birey” kelimesi kullanılmaya başlandı ve hala ısrarla devam ediliyor. Misaller çoğaltılabilir. Buraya kadar yazdığımız hatta çok fazlası ehline malumdur. Garip olan, bu yanlışı düzeltmek yerine hemen hepimizin bu selin içine kapılıp gidiyor olmamızdır. Ehil kişilerin dahi köklü geleneğe sahip, kültürel kodlarımızın taşıyıcıları olan kelimelerimizin yerine, uydurulmuş kelimeleri konuşmalarında, yazılarında, neşriyatında rahatlıkla kullanması ayrıca üzülecek bir durumdur. Başka üzücü bir durum da mevzuatta, resmi metin ve yazışmalarda, televizyon ekranlarında, medyada uydurukça kelime kullanılması konusunda ısrarcı olunmasıdır. Bu yazıdan maksadımız, bu gidişata dikkat çekmektir. Hazır müfredat çalışmaları yapılıyorken, kelime seçimine de dikkat edilmesi önemli olacaktır. Mevzuatın hangi resmi dairelere ait olduğunu zikretmeden, resmi yazılarda geçen uydurulmuş kelimelere bazı örnekler verelim. Merak edenler mevzuat .gov.tr adresinden bakabilirler. Bazı Kelimeler Faaliyet, vazife, görev İşlev Fert, Kişi, Zat Birey Tesir, Müessir Etki, Etmen Ait, dair İlişik, ilişkin Tespit Saptamak İmkân Olanak Teşhis Tanı İhtimal Olasılık Şahit Tanık Mesele Sorun Hayat Yaşam Mecbur ve mecburiyet Zorunluluk Harici Dışsal Tedbir Önlem Dahili İçsel İzafi Göreceli Cevap Yanıt
Tarihten Notlarترك بايراغي بايراق، بر ملّتڭ باغيمسزلق نشانيدر. هر ملّت باغيمسزلق سمبولي اولان بايراغنى كندي اينانج و تاريخي درينلگيله بتونلشه جك شكلده سچمش و قوللانمشدر. ترك بايراغنه باقديغمزده ده بو درينلگي همن كورمك ممكندر. بايراغمزده كي آل رنك، شهيدلريمزي و طولاييسيله وطنمزي تمثيل ايدر. زيرا وطن شاعرڭ ديديگي كبي “بايراقلري بايراق ياپان أوستنده كي قاندر. طوپراق اگر اوغرنده ئولن وارسه وطندر.” وارلغنى و باغيمسزلغنى قوريمق، ديننى حقّيله ياشايابيلمك ايچون جاننى ويرمك دينمز آچيسندن ده صوڭ درجه قيمتلي كورولمشدر. حتّی بو اوغورده وفات ايدنلره شهيد دينيلمكله برلكده الله قاتنده ئولولردن صاييلمامش، قرآن كريمده ، “الله يولنده ئولديرولنلره ‘ئولولر’ ديمه يڭ! بالعكس (اونلر) حياتداردرلر، فقط (سز) آڭلايامازسڭز.” ايقاظي ياپيلمشدر. ييلديز ايسه افنديمزي (ص ع و) تمثيل ايتمكده در. پيغمبر افنديمزڭ بر اسمي ده قراڭلغي دلوب كچن پارلاق ييلديز آڭلامنده طارقدر. عصرلر بويي بزلره افنديمزڭ سنّت سنيه سي ايشيق اولمش و يول كوسترمشدر. بوندن صوڭره ده بويله اولاجقدر. بايراغمز ده هر آن بزه بونی خاطرلاتمقده در. هلال ايسه ربّمز اولان اللّٰهي افاده ايتمكده در. هم قرآن حرفلريله يازيلديغنده عين حرفلرڭ بولونمسي هم ده حرفلرڭ رقم دگري اعتباريله بربرينه دنك كلمسي بوندندر. لاله ده بويله در.كه او ده اسلامبول اولان استانبولمزي تمثيل ايدر. اساس اعتباريله بايراغمزده توحيد كلمه سي يازمقده در. اوقويابيلنه … Türk Bayrağı Bayrak, bir milletin bağımsızlık nişanıdır. Her millet bağımsızlık sembolü olan bayrağını kendi inanç ve tarihi derinliğiyle bütünleşecek şekilde seçmiş ve kullanmıştır. Türk Bayrağına baktığımızda da bu derinliği hemen görmek mümkündür. Bayrağımızdaki al renk, şehitlerimizi ve dolayısıyla vatanımızı temsil eder. Zira vatan şairin dediği gibi “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Varlığını ve bağımsızlığını korumak, dinini hakkıyla yaşayabilmek için canını vermek dinimiz açısından da son derece kıymetli görülmüştür. Hatta bu uğurda vefat edenlere şehid denilmekle birlikte Allah katında ölülerden sayılmamış, Kur’an-ı Kerimde, “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin! Bilakis (onlar) hayattardırlar, fakat (siz) anlayamazsınız.” ikazı yapılmıştır. Yıldız ise Efendimiz (sav)’i temsil etmektedir. Peygamber Efendimizin bir ismi de karanlığı delip geçen parlak yıldız anlamında Tarık’tır. Asırlar boyu bizlere Efendimizin Sünnet-i Seniyyesi ışık olmuş ve yol göstermiştir. Bundan sonra da böyle olacaktır. Bayrağımız da her an bize buna hatırlatmaktadır. Hilal ise Rabbimiz olan Allah’ı ifade etmektedir. Hem Kur’an harfleriyle yazıldığında aynı harflerin bulunması hem de harflerin rakam değeri itibariyle birbirine denk gelmesi bundandır. Lale de böyledir. Ki o da İslambol olan İstanbul’umuzu temsil eder. Esas itibariyle bayrağımızda tevhid kelimesi yazmaktadır. Okuyabilene… امر ايدييورم پاشا! سلطان ٢نجی عبدالحميد دوري ايلري كلنلرندن فريق حسن پاشا ايله اوغلي مشير دلي فؤاد پاشا بر مراسمه كيده جكلردي. آرابه نڭ ياننه قدر برابر كلدكدن صوڭره ، رتبه سنه كوره أوڭجه آرابه يه مشيرڭ بينمسي كركييوردى. فقط مشير، فريقڭ اوغلي اولديغندن، باباسنه : “بويورڭ” ديدي. باباسي: “خير، سز مشيرسڭز. أوڭجه سزڭ بينمه ڭز ايجاب ايدر” ديينجه فؤاد پاشا، “أويله يسه پاشا حضرتلري امر ايدييورم، آرابه يه بينيڭز” دير. بويله جه هم عسكري آداب، هم ده اخلاقي ادب يرينه كلمش اولور. حادثه يي ايشيتن سلطان عبدالحميد، ايرته سي كون حسن پاشايي ده مشير رتبه سنه يوكسلتير. Emrediyorum Paşa! Sultan 2. Abdülhamid devri ileri gelenlerinden Ferik Hasan Paşa ile oğlu Müşir Deli Fuad Paşa bir merasime gideceklerdi. Arabanın yanına kadar beraber geldikten sonra, rütbesine göre önce arabaya Müşirin binmesi gerekiyordu. Fakat Müşir, Ferikin oğlu olduğundan, babasına: “Buyurun” dedi. Babası: “Hayır, siz Müşirsiniz. Önce sizin binmeniz icab eder” deyince Fuad Paşa, “Öyleyse Paşa Hazretleri emrediyorum, arabaya bininiz” der. Böylece hem askeri adab, hem de ahlaki edeb yerine gelmiş olur. Hadiseyi işiten Sultan Abdülhamid, ertesi gün Hasan Paşa’yı da Müşir rütbesine yükseltir. بزم سلاح فابريقه مز يوق استانبولده كي ارمني پاتيرتيسندن صوڭره سلطان ٢نجی عبدالحميدي زيارته كلن آوروپه دولتلرينڭ ايلچيلري، عظمتلي طورلرله سلطاني عادتا صورغويه چكمه يه قالقيشمشلردي. ايلچيلرله كوروشمك ايچون ييمكدن قالقان ٢نجی عبدالحميد خان، ارمني مسئله سنڭ قونوشولمق ايستنديگني كورنجه ، ايلچيلري سرايڭ صالونلرندن برينه كوتوردي. بوراده ييغينلرله طوران، هپسي ارمني قوميطه جيلرندن طوپلانمش سلاح و جبخانه يي كوستردي و ترجمانه تعليمات ويردي: “بو افنديلره سويله يڭزكه ، روسيه تبعه سي ارمنيلر، تبعۀ شاهانه م اولان مسلمانلره بو سلاحلرله تجاوز ايتمشلردر. بونلرڭ فابريقه سي ممالك شاهانه مزده يوقدر.” صوڭره سفيرلري ايكنجي بر اوطه يه كوتورن پادشاه، بوراده ايستيف ايديلمش بر ييغين صوپه يي كوستردي و: “كنديلرينه شوني ده آڭلاتيڭزكه ، تبعه م ده بو صوپه لرله كنديلريني مدافعه ايتمشلردر. بو دگنكلر بزم اورمانلريمزدن تدارك ايديلمشدر.” Bizim Silah Fabrikamız Yok İstanbul’daki Ermeni patırtısından sonra Sultan 2. Abdülhamid’i ziyarete gelen Avrupa devletlerinin elçileri, azametli tavırlarla Sultanı adeta sorguya çekmeye kalkışmışlardı. Elçilerle görüşmek için yemekten kalkan 2. Abdülhamid Han, Ermeni meselesinin konuşulmak istendiğini görünce, elçileri sarayın salonlarından birine götürdü. Burada yığınlarla duran, hepsi Ermeni komitacılarından toplanmış silah ve cephaneyi gösterdi ve tercümana talimat verdi: “Bu efendilere söyleyiniz ki, Rusya tebaası Ermeniler, tebea-i şahanem olan Müslümanlara bu silahlarla tecavüz etmişlerdir. Bunların fabrikası memalik-i şahanemizde yoktur.” Sonra sefirleri ikinci bir odaya götüren padişah, burada istif edilmiş bir yığın sopayı gösterdi ve: “Kendilerine şunu da anlatınız ki, tebaam da bu sopalarla kendilerini müdafaa etmişlerdir. Bu değnekler bizim ormanlarımızdan tedarik edilmiştir.” چاناق قلعه تركيسي چاناق قلعه ايچنده اورديلر بني ئولمدن مزاره قويديلر بني اوف كنجلگم ايواه چاناق قلعه ايچنده آينه لي چارشو آننه بن كيدیيوم دشمانه قارشو اوف كنجلگم ايواه چاناق قلعه ايچنده بر قيريق دستي آنالر، بابالر اميدي كسدي اوف كنجلگم ايواه چاناق قلعه ايچنده صيره صيره سلويلر بيڭباشيلر اوتورمش عسكر أوگوتلر اوف كنجلگم ايواه آريبورنينده چيقدق يان باصا باصا هپ دشمانلر قاچييور قان قوصا قوصا اوف كنجلگم ايواه Çanakkale Türküsü Çanakkale içinde vurdular beni Ölmeden mezara koydular beni Of gençliğim eyvah Çanakkale içinde aynalı çarşı Anne ben gidiyom düşmana karşı Of gençliğim eyvah Çanakkale içinde bir kırık testi Analar, babalar ümidi kesti Of gençliğim eyvah Çanakkale içinde sıra sıra selviler Binbaşılar oturmuş asker öğüt Of gençliğim eyvah Arıburnu’nda çıktık yan basa basa Hep düşmanlar kaçıyor kan kusa kusa Of gençliğim eyvah
Doğduğumdan Beridir, Aşığım İstiklale;...
Osmanlı Türkçesi Zorunlu Ders Olmalıعثمانلي تركجه سي زورونلي درس اولملي مصطفي يانقين - اولوسلر آراسي اگيتيمجيلر درنگي باشقاني أوڭجه لكله شو تثبيتي ياپمقده فائده وار: عثمانليجه ويا عثمانلي تركجه سي انگليزجه ، عربجه كبي تركجه دن آيري، يبانجي بر ديل دگلدر. عثمانلي دولتي صينيرلري ايچنده قونوشولان و اوقونوب يازيلان تركجه در. يعني دده لريمزڭ و نينه لريمزڭ قوللانديغي ديلدر. پكي، عثمانلي تركجه سي نيچون كركليدر؟ عثمانلي تركجه سي ١٠٠٠ ييللق كولتور ميراثمزدر كولتور بر ملّتڭ مادي معنوي دگرلرينڭ توميدر. يعني كولتور، بر ملّتڭ تاريخ بوينجه اولوشديرديغي بيلگي و تجربه لرڭ، آجيلرڭ، سوينچلرڭ نسلدن نسله آقتاريلمه سندن عبارتدر. ايكي جمله يله افاده ايديليويرن بو بريكيمڭ هيچ ده قولاي اولماديغي هركسڭ معلوميدر. چونكه بر انسانڭ كولتورل بريكيمه اولاشمسي بيله ياريم عصري آليركن بر ملّتڭ كولتورل طاشلرله أورولي بر حيات طرزي اولوشديرمسي بيڭلرجه ييللق بر تاريخڭ ياشانمسيله ممكندر. بر ايرماغي دوشونڭكه اوغراديغي هر طوپراقدن، هر جغرافيه دن مينه راللر آلير، زنگينلشه رك يولنه دوام ايدر. كولتور ده بويله در. تاريخ شريدنده ، زمان نهرنده آقوب كيدركن نيجه جغرافيه لره اوغرايوب اورالره كندندن بر شيلر بيراقير و آلاجقلريني ده يوكلنوب يولنه دوام ايدر. نه يازيقدركه ئولكه مزده تاريخمزي يوق صايان ويا تاريخمزڭ بعض سورچلريني قبول ايتمك ايسته مه ين ذهنيتلر وار. حالبوكه تاريخي يوق صايمق انسانڭ كنديني انكار ايتمه سندن أوته وخيم بر طورومدر. حال حاضرده كي كولتور بريكيممز يوز ييللر سورن قوجه بر سورچده اولوشديغنه كوره اوني يوق صايوب صفردن كولتور اولوشديرمق ممكن مدير؟ كچمشدن باغيمسز بر كولتور اولوشديرابيلمه نڭ كرچكله باغداشير بر طرفي وارميدر؟ أويله ايسه بيڭلرجه ييللق امك قارشيلغنده اولوشان كولتورل دگرلريمزه صاحب چيقمقدن و أوزرينه كوزللكلر اكله يه رك كله جك نسللره طاشيمقدن أوته ياپيلاجق بر شي يوقدر. كولتور كله جگه ناصل طاشينير؟ كولتوري كله جك نسللره اولاشديران عنصرلرڭ باشنده هيچ شبهه سز ديل كلير. بزده يازي ديلنڭ قوللانيمي اسلاميت أوڭجه سي دورلرده چوق ضعيف قالمشدر. كوك ترك كتابه لري و اويغورلره عائد برقاچ مزار طاشي و بوديزمه عائد أوچ بش الٰهيدن باشقه المزده يازيلي متن بولونمامقده در. اسلاميت ايله شرفلندكدن صوڭره ١٠نجی يوز ييلدن ٢٠نجی يوز ييله قدر اولان دونمده كي اثرلريمزڭ، آرشيولريمزڭ، كتبخانه لريمزڭ همن تمامي عثمانلي تركجه سي ايله يازيلمشدر. يعني ١٠٠٠ ييللق بريكيممز، ملّتمزڭ كولتورل حافظه سي عثمانلي تركجه سي ايله قلمه آلينمشدر. عثمانلي تركجه سي بو قدر أونمليدر. ١٠٠٠ ييللق بريكيمي ايچنده صاقلايان عثمانلي تركجه سني أوگرنمدن كولتور ميراثمزي كله جگه طاشيمه مز ممكن اولابيليرمي؟ أوسته لك بو ميراث ساده جه آناطولي يه خاص ده دگلدر. سلجوقلينڭ، عثمانلينڭ آياق باصديغي هر يرده كولتور دگرلريمز أوكسز بر چوجق كبي بزي بكله مكده در. بو اعتبارله عثمانليجه آرتيق زورونلي درس اولمليدر. أوگرنجيلر استقلال مارشمزي اوريژينالندن اوقويابيلمليدر وطنمزي اشغال ايدنلره قارشي قورتولوش صاواشمز توم خيزيله دوام ايدركن باغيمسزلق مجادله سنڭ، دشمانله كوگس كوگسه چارپيشمه نڭ ياني صيره خلقڭ ملّي دويغولريني داها ده حركته كچيرمه يه امكان صاغلايان استقلال مارشمز ١٢ مارت ١٩٢١ تاريخنده ١نجی تبمم طرفندن قبول ايديلمشدر. اوريژينالي عثمانليجه در. استقلال مارشنى اوريژينالندن اوقويامايان باشقه بر نسل وارمي ير يوزنده ؟ أوگرنجيلر چاناق قلعه شهيدلريمزڭ مكتوبلريني اوريژينالندن اوقويابيلملي چاناق قلعه صواشنه اشتراك ايدوب شهيد دوشمش بر دده مزدن او كونلره عائد نوطلر، خاطره لر، فوطوغرافلر المزه كچسه نه قدر سوينيرز دگلمي؟ پكي، بر طورون ايچون دده سنڭ مكتوبني اوقو يامامق ناصل بر دويغودر؟ اسكيدن اوقومه يازمه بيلمه ين اختيارلر عسكر مكتوبلريني اوقوتمق ايچون اوقور يازار برينى آراردي. چوجقلريمز دده لرينڭ مكتوبلريني اوقوتمق ايچون كيمي آراسين؟ أوگرنجيلر فضولي يي، باقي يي، نديمي، يونس امره يي، قراجه اوغلاني اوريژينالندن اوقويابيلملي بوراده پيامي صفانڭ سوزيني خاطرلايارق اوني ده رحمتله آڭمش اولالم. شويله دير سوز استادي: ”آوروپه ليلر شكسپیري، وولتري، شيللري و اثرلريني اوقوللرنده اوريژيناللرندن اوقوتورلر. يا بز؟ بزم نسلمز فضولييي، باقعيي، شيخ غالبي، جودت پاشايي اوريژينالندن اوقويوب آڭلايابيلييورمي؟ أوگرنجيلر آرشيو بلگه لريني اوقويابيلملي عثمانلي آرشيوي مدنيت تاريخنڭ اڭ معظّم آرشيويدر. بزم تاريخمز، كولتوريمز بو آرشيوڭ ايچنده صاقلي. ساده جه باش باقانلق عثمانلي آرشيونده ١٥٠ ميليونه ياقين بلگه وار. اگر آرشيو بلگه لرينڭ محافظه ايديلديگي رافلر يان يانه قونولسه ٢٠٠ كيلومتره اوزونلقده بر راف اولوشديراجق صاييده . باش باقانلق آرشيولرينڭ ساده جه ٪٢٥‘ي تصنيف ايديلمش طورومده در. و داها اونلرجه آرشيويمز وار. بونلري اوقويوب كولتور دنيامزه قزانديراجق كنجلره احتياجمز وار. بونلرڭ يتيشمسي ايچون عثمانليجه زورونلي درس اولمليدر. أوگرنجيلر عثمانليجه اثرلري اوقويابيلملي ساده جه سليمانيه يازمه اثرلر كتبخانه سنده ٧٠ بیڭ جلد قدر يازمه و ١١٠ بیڭ جلد باصمه اثر اولمق أوزره ١٩٠ بیڭ جلد عثمانليجه اثر وار. سليمانيه كتبخانه سي كبي ٢٠’يه ياقين ال يازمه اسكي اثرلر كتبخانه مز وار. شيمدي استاد پيامي صفانڭ صورديغي كبي بز ده صورالم: ير يوزنده ملّي كتبخانه لرنده كي اثرلرڭ ديللريني، حرفلريني بيلمه ين؛ بونلري اوقومقدن عاجز بزدن باشقه بر تك ملّت وارميدر؟ أوگرنجيلر عثمانليجه كتابه لري اوقويابيلملي تاريخي بر بنانڭ أوڭنده فوطوغراف چكن/چكديرن اما بنانڭ جبهه سنده كي عثمانليجه كتابه يي اوقويامايان انسانلريمزي خيال ايده لم. او صيره ده بر توريست قافله سي ده كلييور. اونلر ده تاريخي بنايي حيران حيران سير ايدييورلر اما كتابه سني اوقويامييورلر. بزم انسانمزڭ توريستلردن بر فرقي اولورمي؟ بو غرابته صوڭ ويرمه نڭ زماني حالا كلمديمي؟ أوگرنجيلر دده لرينڭ مزار طاشلريني اوقويابيلملي عثمانليجه يي ساده جه مزار طاشي اوقومق اولارق نيتله ين زوالليلر وار ئولكه مزده . يوقاريده كورولديكه مسئله ساده جه مزار طاشي اوقومقدن عبارت دگل. آنجق، آتاسنڭ مزار طاشني اوقويامايان نسلڭ قالمامسي ايچون عثمانليجه زورونلي درس اولمليدر. أوگرنجيلر عثمانليجه ايله كلمه خزينه لريني كليشديرملي آنقره أونيورسيته سي تومر ديل أوگرتيم مركزينڭ ياپديغي بر آراشديرمه ، تركيه ده ايلك ئوگرتيمڭ ايلك بش صنفنده اوقوتولان درس كتابلرينڭ، ايلري ئولكه لرده اوقوتولان درس كتابلرينه اورانله چوق داها دوشوك صاييده سوزجك و قاورام ايچرديگني بليرله دى. ايلك ئوگرتيم اوقوللري درس كتابلرنده قوللانيلان كلمه و قاورام صاييسي ٧١٦١٨ آ.ب.د. ٧٠٤٠٠ آلمانيه ٤٤٢٢٤ ژاپونيه ٣١٧٦٢ ايتاليه ٣٠١٩٣ فرانسه ١٣٥٧٦ عربستان ٧٢٦٠ تركيه انسانلر كلمه لرله دوشونور، كلمه لرله خيال قورار، كلمه لرله دوشونجه أورتير. كليشمش ئولكه لرده كونلك حياتده و اگيتيم حياتنده قوللانيلان كلمه صاييسي، كري قالمش ئولكه لردن قات قات فضله در. كليشمشلك نسبتنده صاحب اولونان كلمه صاييسي آرتمقده در. بو حقيقتي شويله ده افاده ايده بيليرز: ديللري كليشمش اولان ملّتلر ترقّي ايتمه يه داها مساعددرلر. عثمانليجه ، أوگرنجينڭ كلمه خزينه سني زنگينلشديرير. تكليف عثمانليجه نڭ اوقوللريمزه زورونلي درس اولارق قونمسي، ملّي اگيتيم باقانلغندن ايستك و بكلنتيمزدر. عثمانليجه يي أوگرنمك تاريخمزه ، اجداديمزه قارشي فكري و وجداني بورجمزدر. MUSTAFA YANKIN | Uluslararası Eğitimciler Derneği (ULUED) Başkanı Öncelikle şu tespiti yapmakta fayda var: Osmanlıca veya Osmanlı Türkçesi İngilizce, Arapça gibi Türkçeden ayrı, yabancı bir dil değildir. Osmanlı Devleti sınırları içinde konuşulan ve okunup yazılan Türkçedir. Yani dedelerimizin ve ninelerimizin kullandığı dildir. Peki, Osmanlı Türkçesi niçin gereklidir? Osmanlı Türkçesi 1000 Yıllık Kültür Mirasımızdır Kültür bir milletin maddi manevi değerlerinin tümüdür. Yani kültür, bir milletin tarih boyunca oluşturduğu bilgi ve tecrübelerin, acıların, sevinçlerin nesilden nesle aktarılmasından ibarettir. İki cümleyle ifade ediliveren bu birikiminin hiç de kolay olmadığı herkesin malumudur. Çünkü bir insanın kültürel birikime ulaşması bile yarım asrı alırken bir milletin kültürel taşlarla örülü bir hayat tarzı oluşturması binlerce yıllık bir tarihin yaşanmasıyla mümkündür. Bir ırmağı düşünün ki uğradığı her topraktan, her coğrafyadan mineraller alır, zenginleşerek yoluna devam eder. Kültür de böyledir. Tarih şeridinde, zaman nehrinde akıp giderken nice coğrafyalara uğrayıp oralara kendinden bir şeyler bırakır ve alacaklarını da yüklenip yoluna devam eder. Ne yazıktır ki ülkemizde tarihimizi yok sayan veya tarihimizin bazı süreçlerini kabul etmek istemeyen zihniyetler var. Hâlbuki tarihi yok saymak insanın kendini inkâr etmesinden öte vahim bir durumdur. Hâlihazırdaki kültür birikimimiz yüzyıllar süren koca bir süreçte oluştuğuna göre onu yok sayıp sıfırdan kültür oluşturmak mümkün müdür? Geçmişten bağımsız bir kültür oluşturabilmenin gerçekle bağdaşır bir tarafı var mıdır? Öyle ise binlerce yıllık emek karşılığında oluşan kültürel değerlerimize sahip çıkmaktan ve üzerine güzellikler ekleyerek gelecek nesillere taşımaktan öte yapılacak bir şey yoktur. Kültür Geleceğe Nasıl Taşınır? Kültürü gelecek nesillere ulaştıran unsurların başında hiç şüphesiz dil gelir. Bizde yazı dilinin kullanımı İslamiyet öncesi devirlerde çok zayıf kalmıştır. Göktürk Kitabeleri ve Uygurlara ait birkaç mezar taşı ve Budizm’e ait üç-beş ilahiden başka elimizde yazılı metin bulunmamaktadır. İslamiyet ile şereflendikten sonra 10. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar olan dönemdeki eserlerimizin, arşivlerimizin, kütüphanelerimizin hemen tamamı Osmanlı Türkçesi ile yazılmıştır. Yani 1000 yıllık birikimimiz, milletimizin kültürel hafızası Osmanlı Türkçesi ile kaleme alınmıştır. Osmanlı Türkçesi bu kadar önemlidir. 1000 yıllık birikimi içinde saklayan Osmanlı Türkçesini öğrenmeden kültür mirasımızı geleceğe taşımamız mümkün olabilir mi? Üstelik bu miras sadece Anadolu’ya has da değildir. Selçuklunun, Osmanlının ayak bastığı her yerde kültür değerlerimiz öksüz bir çocuk gibi bizi beklemektedir. Bu itibarla Osmanlıca artık zorunlu ders olmalıdır. Öğrenciler İstiklal Marşımızı Orijinalinden Okuyabilmelidir Vatanımızı işgal edenlere karşı Kurtuluş Savaşımız tüm hızıyla devam ederken bağımsızlık mücadelesinin, düşmanla göğüs göğse çarpışmanın yanı sıra halkın milli duygularını daha da harekete geçirmeye imkân sağlayan İstiklal Marşımız 12 Mart 1921 tarihinde 1. TBMM tarafından kabul edilmiştir. Orijinali Osmanlıcadır. İstiklal Marşını orijinalinden okuyamayan başka bir nesil var mı yeryüzünde? Öğrenciler Çanakkale Şehitlerimizin Mektuplarını Orijinalinden Okuyabilmeli Çanakkale Savaşı’na iştirak edip şehit düşmüş bir dedemizden o günlere ait notlar, hatıralar, fotoğraflar elimize geçse ne kadar seviniriz değil mi? Peki, bir torun için dedesinin mektubunu okuyamamak nasıl bir duygudur? Eskiden okuma yazma bilmeyen ihtiyarlar asker mektuplarını okutmak için okuryazar birini arardı. Çocuklarımız dedelerinin mektuplarını okutmak için kimi arasın? Öğrenciler Fuzuliyi, Bakiyi, Nedimi, Yunus Emre’yi, Karacaoğlan’ı Orijinalinden Okuyabilmeli Burada Peyami Safa’nın sözünü hatırlayarak onu da rahmetle anmış olalım. Şöyle der söz üstadı: “Avrupalılar Shaksper’i, Volter’i, Schiller’i ve eserlerini okullarında orijinallerinden okuturlar. Ya biz? Bizim neslimiz Fuzuli’yi, Baki’yi, Şeyh Galip’i, Cevdet Paşa’yı orijinalinden okuyup anlayabiliyor mu? Öğrenciler Arşiv Belgelerini Okuyabilmeli Osmanlı arşivi medeniyet tarihinin en muazzam arşividir. Bizim tarihimiz, kültürümüz bu arşivin içinde saklı. Sadece Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde 150 milyona yakın belge var. Eğer arşiv belgelerinin muhafaza edildiği raflar yan yana konulsa 200 kilometre uzunlukta bir raf oluşturacak sayıda. Başbakanlık arşivlerinin sadece %25’i tasnif edilmiş durumdadır. Ve daha onlarca arşivimiz var. Bunları okuyup kültür dünyamıza kazandıracak gençlere ihtiyacımız var. Bunların yetişmesi için Osmanlıca zorunlu ders olmalıdır. Öğrenciler Osmanlıca Eserleri Okuyabilmeli Sadece Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesinde 70.000 cilt kadar yazma ve 110.000 cilt basma eser olmak üzere 190.000 cilt Osmanlıca eser var. Süleymaniye Kütüphanesi gibi 20’ye yakın el yazma eski eserler kütüphanemiz var. Şimdi üstat Peyami Safa’nın sorduğu gibi biz de soralım: “Yeryüzünde milli kütüphanelerindeki eserlerin dillerini, harflerini bilmeyen; bunları okumaktan aciz bizden başka bir tek millet var mıdır? Öğrenciler Osmanlıca Kitabeleri Okuyabilmeli Tarihi bir binanın önünde fotoğraf çeken/çektiren ama binanın cephesindeki Osmanlıca kitabeyi okuyamayan insanlarımızı hayal edelim. O sırada bir turist kafilesi de geliyor. Onlar da tarihi binayı hayran hayran seyrediyorlar ama kitabesini okuyamıyorlar. Bizim insanımızın turistlerden bir farkı olur mu? Bu garabete son vermenin zamanı hala gelmedi mi? Öğrenciler Dedelerinin Mezar Taşlarını Okuyabilmeli Osmanlıcayı sadece mezar taşı okumak olarak niteleyen zavallılar var ülkemizde. Yukarıda görüldü ki mesele sadece mezar taşı okumaktan ibaret değil. Ancak, atasının mezar taşını okuyamayan neslin kalmaması için Osmanlıca zorunlu ders olmalıdır. Öğrenciler Osmanlıca ile Kelime Hazinelerini Geliştirmeli Ankara Üniversitesi TÖMER Dil Öğretim Merkezi'nin yaptığı bir araştırma, Türkiye'de ilköğretimin ilk beş sınıfında okutulan ders kitaplarının, ileri ülkelerde okutulan ders kitaplarına oranla çok daha düşük sayıda sözcük ve kavram içerdiğini belirledi. İlköğretim okulları ders kitaplarında kullanılan kelime ve kavram sayısı A.B.D. 71.618 ALMANYA 70.400 JAPONYA 44.224 İTALYA 31.762 FRANSA 30.193 S. ARABİSTAN 13.576 TÜRKİYE 7.260 İnsanlar kelimelerle düşünür, kelimelerle hayal kurar, kelimelerle düşünce üretir. Gelişmiş ülkelerde günlük hayatta ve eğitim hayatında kullanılan kelime sayısı, geri kalmış ülkelerden kat kat fazladır. Gelişmişlik nispetinde sahip olunan kelime sayısı artmaktadır. Bu hakikati şöyle de ifade edebiliriz: Dilleri gelişmiş olan milletler terakki etmeye daha müsaittirler. Osmanlıca, öğrencinin kelime hazinesini zenginleştirir. TEKLİF Osmanlıcanın okullarımıza zorunlu ders olarak konması, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan istek ve beklentimizdir. Osmanlıcayı öğrenmek tarihimize, ecdadımıza karşı fikrî ve vicdani borcumuzdur.
Kelimelerin Kökenlerine Yolculukسوكيلي دوستلر، كلمه لري طانيمايانلر، كلمه لرڭ كوجني و تأثيرينى بيله مزلر. بو نه دنله بر ملّتي طانيمق ايچون ديلنه ، قوللانديغي كلمه لرينه باقمق كركير. بر ملّتي أله كچيرمك، تاريخ صحنه سندن سيلمك ايچون ايسه قونفيچيوسڭ ديديگي كبي ”كچمشله اڭ أونملي بر باغ اولان ديلني، قوللانديغي كلمه لريني اللرندن آلمق يترليدر.“ ايشته بز ده تام بو نقطه دن حركتله كچمشمزله ، تاريخمزله ، ملّي حافظه مزله كوپرولك ياپان كلمه لريمزي طانيمه يه چاليشييورز. اجداديمزڭ ألنده عصرلرجه ايشلنمش، ملّتمزڭ كوڭلنده يوغرولمش، آننه مزڭ آق سوتي كبي بزدن بر پارچه اولمش كلمه لريمزي كشف ايتمك آدينه يوله چيقييورز. ايشته ايلك كشف ايتمه يه چاليشاجغمز كلمه مز ”آميرال“ Sevgili dostlar, kelimeleri tanımayanlar, kelimelerin gücünü ve tesirini bilemezler. Bu nedenle bir milleti tanımak için diline, kullandığı kelimelerine bakmak gerekir. Bir milleti ele geçirmek, tarih sahnesinden silmek için ise Konfüçyüs’ün dediği gibi “Geçmişle en önemli bir bağ olan dilini, kullandığı kelimelerini ellerinden almak yeterlidir.” İşte biz de tam bu noktadan hareketle geçmişimizle, tarihimizle, milli hafızamızla köprülük yapan kelimelerimizi tanımaya çalışıyoruz. Ecdadımızın elinde asırlarca işlenmiş, milletimizin gönlünde yoğrulmuş, annemizin ak sütü gibi bizden bir parça olmuş kelimelerimizi keşfetmek adına yola çıkıyoruz. İşte ilk keşfetmeye çalışacağımız kelimemiz “amiral” AMİRAL: Bu kelimenin çok ilginç bir macerası var. Öncelikle kelime Arapça asıllı bir kelimedir. Arapçadan batı dillerine oradan da dilimize geçip yerleşmiştir. “suya kumanda eden komutan” manasında Arapça “al-emir-ul ma” birleşik kelimesinden köken almıştır. Günümüzde ise bu kelime deniz kuvvetlerine ve donanmaya kumanda eden ve albaydan sonra gelen yüksek rütbeli deniz subaylarına unvan olarak kullanılır. MADEM: Bu kelime dilimize Arapçadan geçmiş bir kelimedir. “devam” kökünden gelen “mâdâma” “devam ettikçe, daim oldukça" ifadesinden alıntıdır. Türkçede ise bağlaç olarak kullanılır. Başına getirildiği cümleyi “değil mi ki, –diği için, –diğine göre” gibi anlamlarla daha sonraki cümleye bağlar. FİRKETE: Bu kelime dilimize İtalyancadan geçmiştir. Çatal gibi olan anlamında “forchetta” kelimesinden köken almaktadır. Kilitli iğnelere veya hanımların saçlarını tutturmak için kullandıkları çatal şeklinde tel veya bağadan saç tokasına bu isim verilir. MUHTAR: Kelime Arapçadan dilimize geçmiştir. “seçmek, tercih etmek, dilemek, istemek” manasındaki “ihtiyar” fiilinden türemiştir. “Zor, baskı altında bulunmayan, iradesiyle dilediği gibi hareket edebilen kişi” anlamındadır. Ayrıca “Beğenilmiş, seçilmiş, seçkin, mümtaz” anlamında Peygamber Efendimiz (asm)’ın da mübarek isimlerinden biridir. “Ahmed-i muhtar: Hz. Muhammed.” denilir. Günümüzde ise, bir köy veya mahalle halkı tarafından o köy yahut mahallenin kanunla belirlenmiş idari işlerini yürütmek üzere seçilen kimselere bu isim verilmektedir. EVET: Eski Türkçe bir kelimedir. “evet – emet” şeklinde söylenir. Dilimizde cevap olarak kullanılan tasdik sözüdür. Ayrıca bir söze cevap teşkil etmediği halde “doğru, tabiî, tabiatıyla” anlamında ifadeye kuvvet katmak için de kullanılır. HAYIR: Olumsuzluğu dolaylı olarak ifade eden kelimedir. “Öyle değil, olmaz, yok, asla” anlamlarında olumsuzluk, ret ve inkâr bildirir. Kabul etmemek, olumsuz cevap vermek manasına olarak dilimizde kullanılır. RIHLET: Kelime Kur’an kökenli bir kelimedir. “Göç sefer, yolculuk, seyahat” manasına gelir. Kureyş Suresinde “rıhleteşşitâyi vessayf” denilerek ticaret için “kış ve yaz yolculukları” yapan Kureyş kabilesindekilere Rabbimiz rahmetini ve nimetini ifade eder. Ayrıca ecdadımız kelimeyi hakiki yolculuk, sefer manasını ifade etmek için “Dünyadan ahirete göçme, ölme, vefat” anlamında da kullanmışlardır. AKADEMİ: Kelimenin aslı “eski Atina’da bir semtin adı”dır. Kelime dilimize Yunancadan geçmiştir. İlim, sanat ve edebiyat dallarında seçkin kimselerin meydana getirdiği kuruluş anlamına gelmektedir. Eflatun’un (MÖ 429-347) bu semtte kurduğu felsefe okulunun adı, bu semt adından türetilmiştir.
Sultan 2. Abdülhamid'in Hayatı Boyunca Bırakamadığı Sanatı: Marangozlukسلطان ٢نجی عبدالحميدڭ حياتي بوينجه بيراقامدیغي صنعتي: مارانغوزلق عثمانلي دولتنڭ ٣٤نجی پادشاهي سلطان ٢نجی عبدالحميد، ٣٤ سنه يه ياقلاشان سلطنتي مدّتنجه ، دولت عليه يي بيوك بر أوز ويري، غيرت و قرارليلقله اداره ايتمش؛ بر قاريش طوپراق ويرمه مك ايچون الندن كلني ياپمشدر. هر انسانڭ آز ويا چوق خطالر ياپاجغي بر كرچكلك ايكن، سلطان ٢نجی عبدالحميدڭ بعض ياڭليش اويغولامه لري اولمش اولابيلير. فقط بو آز صاييده كي خطالر يا ده ياڭليش اويغولامه لر، اونڭ تختدن اينديريلمه سني كركديره جك نيته لكده اصلا دگلدي. حركت اوردوسي دينيلن غرابتڭ ارتجاع ايله مجادله بهانه سيله استانبولي اشغال ايتمه سي و آردندن صانكه سلطان ٢نجی عبدالحميده طوقونولماياجقمش كبي بر ايزله نيم اولوشديرولارق كله جك تپكيلرڭ ايلك اتاپده انگللنمه يه چاليشيلمسي؛ طيش دستكلي بيوك بر اهانتڭ و اويونڭ ايلك پرده سيدي. حركت اوردوسنڭ استانبولڭ قيشله لريني و أونملي يرلريني اشغال ايدرك أله كچيرمه سنڭ آردندن، همن اويديرمه بر خلع فتواسي دوزنلنمش و سلطان ٢نجی عبدالحميد حقسز يره تختدن اينديريلمشدر. خلع قراري، ايچلرنده بر يهودي و بر ارمنينڭ ده اولديغي درت خائن طرفندن تبليغ ايديلمشدر. سلطان ٢نجی عبدالحميد، تختدن اينديريلمه سنڭ آردندن سلانيكه كوتورولدي و بر يهودي طرفندن ياپديريلمش اولان آلاتنى كوشكنده كوزتيم آلتنده مجبوري اقامته تابع طوتولدي. شهزاده لك ييللرندن بريدر بر صنعت دالي اولارق ايلگيلنديگي مارانغوزلق، اوني صيقينتيلي زمانلرنده فرحلاتان بر مشغله سيدي عين زمانده . بو سببله سلانيكده قالديغي زمانلرده ، ياشاديغي صيقينتيلي كونلرده بر تسلّي و مشغله ايچون مارانغوزلق آلت و ادواتي طلب ايتمشدر. آنجق ناصلسه بو آلت و ادوات سلانيكده بولونامامش، كنديسنڭ داها أوڭجه ييلديز سراينده قوللانديغي مارانغوزلق آلتلرندن بعضیلرينڭ كتيريلمه سنه قرار ويريلمشدر. بو طورومي ٢٢ آغستوس ١٩٠٩ تاريخلي بلگه دن (٠٠٣٦٢٤_٢٧١٧٨٤_٠٠٢_٠٠١) آڭلايابيلييورز: Osmanlı Devletinin 34. Pâdişâhı Sultan 2. Abdülhamid, 34 seneye yaklaşan saltanatı müddetince, Devlet-i Aliyye’yi büyük bir özveri, gayret ve kararlılıkla idâre etmiş; bir karış toprak vermemek için elinden geleni yapmıştır. Her insanın az veya çok hatalar yapacağı bir gerçeklik iken, Sultan 2. Abdülhamid’in bazı yanlış uygulamaları olmuş olabilir. Fakat bu az sayıdaki hatalar ya da yanlış uygulamalar, onun tahttan indirilmesini gerektirecek nitelikte asla değildi. Hareket Ordusu denilen garabetin irticâ ile mücâdele bahânesiyle İstanbul’u işgal etmesi ve ardından sanki Sultan 2. Abdülhamid’e dokunulmayacakmış gibi bir izlenim oluşturularak gelecek tepkilerin ilk etapta engellenmeye çalışılması; dış destekli büyük bir ihanetin ve oyunun ilk perdesiydi. Hareket Ordusunun İstanbul’un kışlalarını ve önemli yerlerini işgal ederek ele geçirmesinin ardından, hemen uydurma bir hal’ fetvası düzenlenmiş ve Sultan 2. Abdülhamid haksız yere tahttan indirilmiştir. Hal’ kararı, içlerinde bir Yahudi ve bir Ermeni’nin de olduğu dört hain tarafından tebliğ edilmiştir. Sultan 2. Abdülhamid, tahttan indirilmesinin ardından Selanik’e götürüldü ve bir Yahudi tarafından yaptırılmış olan Alatini Köşkünde gözetim altında mecbûrî ikâmete tabi tutuldu. Şehzâdelik yıllarından beridir bir sanat dalı olarak ilgilendiği marangozluk, onu sıkıntılı zamanlarında ferahlatan bir meşgalesiydi aynı zamanda. Bu sebeple Selanik’de kaldığı zamanlarda, yaşadığı sıkıntılı günlerde bir teselli ve meşgale için marangozluk alet ve edevâtı talep etmiştir. Ancak nasılsa bu alet ve edevat Selanik’de bulunamamış, kendisinin daha önce Yıldız Sarayında kullandığı marangozluk aletlerinden bazılarının getirilmesine karar verilmiştir. Bu durumu 22 Ağustos 1909 tarihli belgeden (BOA, BEO_003624_271784_002_001) anlayabiliyoruz: Belge no: BOA, BEO_003624_271784_002_001 Tarih: 5 Şaban 1327 (22 Ağustos 1909) 1-Hû 2-470 3-Huzûr-ı sâmî-i cenâb-ı sadâretpenâhîye 4-Ma’rûz-ı çâker-i kemîneleridir ki 5-Hâkân-ı sâbık iştigâl etmek üzere Selanik’ce bir marangoz takımının mübâyaasını taleb etmişse de oraca bulunamadığı 6-cihetle Yıldız marangozhânesinde mevcûd ve evvelce müşârun-ileyhin kendisine mahsûs olan marangozluk âlât ve edevâtından 7-münâsiblerinin Selanik’e gönderilmek üzere i’tâsı husûsunun îcâb edenlere emr ve irâdesine sezâvârî-i müsâade buyurulmak bâbında ve her hâlde 8-emr u fermân hazret-i veliyyü’l-emrindir. Fî 9 Ağustos sene 1325 9-Hareket ordusu kumandanı 10-Bende 11-Mahmud Şevket
Hüsn-İ Hat ÇalışmalarıKelime çalışmalarına devam ediyoruz. Silik harflerin üzerinden geçerken dikkatle yazmaya ve acele etmemeye çalışalım. Elinizin alışması ve yazınızın güzelleşmesi için bu dikkat ve sabır önemli olacaktır.
15 Temmuzdan 18 MartaMilletlerin tarihi kayıtlarına geçen önemli hadiseler vardır. Bunlardan kimi iftihar edilecek, kimi de ibret alınacak niteliktedir. Bazı vakıalarda ise iki durum birden ortaya çıkar. Dünyanın ilk umumi harbi olarak kabul edilen I. Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı Devleti’nin Gelibolu Yarımadası’nda vuku bulan, bir yandan yüz binlerce evladımızın şehit olduğu, bir yandan da iman ve vatan sevgisinin en bariz delillerinden biri olan Çanakkale Muharebeleri, tarihimizde bu iki duyguyu birden yaşadığımız hadiselerdendir. 1915–1916 yılları arasında düvel-i muazzamanın topyekûn saldırdığı Çanakkale toprakları büyük bir savaşa sahne oldu. O dönemdeki ekser Müslümanlarca İslam’ın payitahtı ve kalesi olarak görülen İstanbul’u işgal etmek, Osmanlı padişahını saf dışı bırakıp harîm-i İslam’ı pâyimâl etmek, bununla birlikte İttifak devletler bloğunu zayıflatmak, Rusya’ya askeri yönden yardım ulaştırmak ve genel savaşın havasını değiştirmek gibi amaçlarla; umumi harbin henüz başlarında yani 1914 Kasım’ında, İtilaf kuvvetlerinin lokomotif devleti ve aşağıda okuyacağımız belgede zikredildiği şekliyle Müslümanların “adüvv-i ekber”i olan İngiltere’nin Bahriye Nazırı Churchill tarafından Çanakkale taarruzu fikri ortaya atıldı. Teklif, İtilaf bloğunda kabul görerek Çanakkale Boğazı’na gönderilecek ordu teşkil edilmeye başlandı. Bu ordu içerisinde İngilizler ve sömürgeleri altında olan topraklardaki Hintli, İrlandalı, İskoç, Yeni Zelandalı, Avustralyalı, Kanadalı askerler; Fransızlar, Kuzey Afrikalı ve Cezayirli piyadeler, Rumlar, Yahudi ve Ermeni gönüllüler gibi pek çok farklı millet ve dinden insanlar yer alıyordu. Özellikle Hindistan’dan getirilen askerlerin içinde azımsanmayacak bir Müslüman nüfus da vardı. Osmanlılara karşı harp eden bu Hint Müslümanları ve diğer Müslüman askerler, komutanları tarafından “dinden çıkmış Türklere karşı” savaştırılıyordu. Örneğin Fransız ordusundan Müslüman bir Senegalli esir, kendilerine Türklerin esirleri kestiğinin söylendiğini, bu yüzden teslim olmaktan kaçındıklarını belirtmiştir. Bu şekilde İtilaf Devletleri safında çarpışıp da ölen birçok Müslüman mevcuttur. Bunlardan bir kısmı İstanbul Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’ndadır. Yaklaşık 30 Hint Müslüman askerinin mezar taşında Arapça olarak yazılan ayetlerin yanında, İngilizce “Büyük savaşın Müslüman askeri” ibaresi yer almaktadır. Öte yandan İngiliz siperlerine karşı okunan Ezan-ı Muhammedî’yi duyup da kime karşı savaştığını anlayan, saf değiştiren veya savaşmamakta direnen Müslüman askerlerden dolayı İngilizlerin, Çanakkale’de savaşan Hintli Müslümanları cephe gerisine aldığını da biliyoruz. Aşağıdaki belgelerden anlaşılacağı üzere, bu olumsuz havayı değiştirmek amacıyla İngilizlerin Müslüman Hint askerleri için üç gemiyi camiye çevirdikleri, ibadetlerinde serbestiyet tanıdıkları, yeme-içme ihtiyaçlarına son derece riayet ettikleri görülmektedir. Bunun yanı sıra İngilizler hem Hintli askerleri hem de Anadolu Müslüman halkını kandırmak için; aslında Müslümanlara karşı değil, Almanların elinde esir olan halifenin kurtarılması için savaşıldığı yalanını ortaya atmışlar ve buna benzer propagandalarla yazılı kâğıtları uçaklarla dağıtmışlardır. Osmanlı Devleti de bu yalan haberlere karşı kendi propagandasını yapmış, esirlere hiçbir zaman kötü davranılmadığını, esirlerin durumunun beynelmilel hukuka tamamen muvafık ve misafirperver bulunduğunu belirtmiş, bu savaşın İslam halifesini bertaraf etme amaçlı olduğunu zikrederek Müslüman askerleri uyandırmaya çalışmıştır. Sonuç itibariyle, Osmanlı Devleti’nde II. Abdülhamid Hanʼın aktif olarak kullandığı İttihâd-ı İslam politikasının, hem düşmana karşı en etkili silah hem de Müslümanlar arasında kurtuluş reçetesi olduğu, Çanakkale Muharebelerinden bir kez daha anlaşılmaktadır. Bu sayımızdaki vesikalar bize göstermektedir ki: dün Müslümanların arasını açma teşebbüsünde bulunan düşmanların bugün de aynı silahla İslam coğrafyasını savaş alanına döndürme çabalarını önlemek; Müslümanların doğru kanallardan bilgi edinmelerine, aralarında herhangi bir fitneye izin vermemelerine ve düşmana karşı kenetlenmelerine bağlıdır. HR.SYS/02323-00024-004 Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye Selanik Başşehbenderliği Aded: 1020 Umûmî / 390 Husûsî Hâriciye Nezâret-i Celîlesine Mahremdir (1) Maʻrûz-ı çâker-i kemîneleridir ki, (2) 14 Temmuz sene 915 tarihli ve 379 numaralı telgrafnâme-i çâkerânemde arz olunan Afrika vapurunun getirdiği Hindli askerin Müslüman Hindli- (3) lerden mürekkeb olduğu ve Modros (Mondros)’da İngilizler üç nakliye sefînesini câmiʻ hâline ifrâğ ve baʻzı âyât ve ehâdîsi mübeyyin levhalar taʻlîk ederek (4) Müslüman askerlere beş vakitde namaz kıldırmakta ve oruç tutturmakta olduklarını ve İngiliz zâbitlerinin Müslüman askerlere riʻâyet ederek (5) elbiselerine ve yiyecek ve içeceklerine fevka’l-âde iʻtinâ olunduğu ve zavallı Müslümanların kimin ile harbe girişeceklerinden bî-haber bulunduklarını ve İngilizler (6) İslamları yalnız Almanlarla harb ediyoruz diye iğfâl eylediklerini ve Modros ve Limni’de İngilizler sansür muʻâmelesini pek ziyâde sıkı bir sûrette (7) tatbîk eylemekte bulunduklarından cezîredekilerin hiçbir şeyden haber ve maʻlûmât almalarının imkânı olmadığını ve Modros’daki Fransız askerleri (8) ise perîşân bir hâlde elbiseleri parça parça olduğunu ve İngilizlerle Fransızlar arasında mübâyenet-i efkâr tamâmıyla hüküm-fermâ bulunduğunu, Pire’den (9) Selanik’e gelirken esnâ-yı râhda çevrilerek Modros’a götürülüp tâbiʻiyet-i Yunaniyede olduğu sâbit olması üzerine bi’l-âhere tahliye edilerek (10) Selanik’e gelen mevsûku’l-kelim bir Müslüman ifâde eylemiş ve işbu Müslümanın ifâdâtı muhbirimiz tarafından verilip telgrafla arz olunan maʻlûmâtı (11) te’yîd eylemiştir. İngilizlerin âlem-i insâniyete ve bâ-husûs Müslümanlara adüvv-i ekber olduğuna ve kendilerini halîfe-i zî-şân efendimiz aleyhine cenge (12) sevk eylediklerine dâir Arapça ve Hind lisânı üzere beyânnâmeler tanzîm olunarak tayyâreler vâsıtasıyla Modros’a ve Limni’ye atılmış olsa (13) bî-çâre Hindli Müslümanlar hakîkatden haberdâr edilmiş ve dalâletden kurtarılmış olur iʻtikâdındayım. Bu sabah Selanik’de bizden (14) kalma gümrük antrepolarından birisi hükûmet-i mahalliye tarafından resmen Sırp sevkiyât komisyonuna teslîm olunmuştur. Baʻdemâ Sırp hükûmeti nâmına vürûd (15) edecek mühimmât ve levâzımât-ı harbiye bu antrepoya vazʻ edilerek peyderpey Sırbistan’a sevk olunacaktır. Antrepo iyice büyüktür. (16) Anahtarları da Sırp sevkiyât komisyonuna teslîm olunmuştur. Ol bâbda emr ü fermân hazreti veliyyü’l-emrindir. Fî 7 Temmuz sene 331 ve fî 20 Temmuz sene 915 Başşehbender Kâmil HR.SYS/02323-00024-001 Bâb-ı Âlî Hâriciye Nezâreti Umûr-ı Siyâsiye Müdîriyet-i Umûmiyesi Mühimme Kalemi Siyâsî Harb-i Umûmî Çanakkale taʻarruzu Tarih: 16 Temmuz sene 331 Müsevvid: Hasan Basri Mümeyyiz: Hasan Basri / 16 tarih-i mezkûr Bir sûretin de damgasız bir kâğıda çıkarılarak bana verilmesi. B. (Kalem-i Mahsûs Müdîriyeti Evrâk şuʻbesi: Devâir-i merkeziye Tarih kaydı: fî 20 Temmuz sene 331) (1) Dâhiliye ve Başkumandanlık Vekâlet-i Celîlesine (2) İngilizlerin Çanakkale'ye sevk ettikleri Müslim (3) Hindlileri hissiyât-ı diniyyeleri galeyâna gelmekten menʻ içün ne sûretle iğfâl etmekte (4) olduklarından bahsile hakâik-i ahvâli Arab ve Urdu lisânlarında beyânnâmelere (5) derc ile bunlar tayyârelerimiz vâsıtasıyla (6) Mondros ve Limniʼye atılmış olsa nâfiʻ semereler iktitâf olunabileceğine (7) ve Selanikʼte (8) İdâre-i Osmâniyeʼden kalma gümrük antrepolarından birinin hükûmet-i mahalliye tarafından Sırp (9) sevkiyât komisyonuna teslîm olunduğuna ve fî-mâbaʻd Sırp hükûmet[i] nâmına vürûd edecek mühimmât ve levâzım-ı harbiye bu mahzenlere vazʻ edilip peyderpey Sırbistanʼa sevk olunacağına dâir Selanik Baş- (10) şehbenderliğinden alınan 20 Temmuz 915 tarihli tahrîrâtın sûreti leffen tesyâr kılındı. (11) Düşman karargâhlarında bu gibi beyânnâmelerin tayyâreler vâsıtasıyla yahud vesâit-i sâire-i mümkine ile (12) neşri fâideden hâlî olmayacağından icrâ-yı îcâbı Dâhiliyeʼye; Başkumandanlık Vekâlet-i celîlesine yazılmıştır, himem-i aliyyelerine menûtdur. (13) Sırbistanʼa Selanik tarîkiyle düşmanların sevk ettikleri levâzım-ı harbiyeye gelince bu mesele Yunan hükûmeti (14) nezdinde teşebbüsât-ı adîdemizi mûcib olmuş olup ancak sefâin-i ticâriyenin oraya getirdikleri (15) levâzım-ı mezbûrenin Sırbistanʼa sevkini hasbeʼl-ittifâk menʻ edemeyeceğini hükûmet-i mezkûre beyân etmiş ve (16) bu bâbda ısrârdan fâide tahsîli gayr-ı meʼmûl bulunmuştur efendim. Başşehbenderlik: BaşkonsolosMa‘rûz-ı çâker-i kemîne: Hakir kölenin arzıÇâkerâne: Köle gibi (metinde köle anlamında)Sefîne: Gemiİfrâğ: Bir halden başka bir hale sokmakÂyât: AyetlerEhâdîs: HadislerMübeyyin: AçıklayanTa‘lîk: AsmakZâbit: Subayİğfâl: Kandırmak, aldatmakMübâyenet-i efkâr: Fikir ayrılığıHüküm-fermâ: Hüküm sürenRâh: YolMevsûku’l-kelim: Sözleri güvenilir olanAdüvv-i ekber: En büyük düşmanZî-şân: Şan sahibiAntrepo: Gümrük mevzuatına tabi olan ve vergileri tahsil edilmemiş eşyaların muhafazası için gümrük binalarına yakın depoVürûd: Gelme, gelişVeliyyü’l-emr: Emir sahibiDerc: Katmak, içine almakNâfi‘: FaydalıSemere: Meyve, verimİktitâf: Toplama, ağaçtan meyve toplamaVaz‘: KoymakFî-mâba‘d: Bundan sonra, bundan böyleLeffen: Ek olarakTesyâr: GöndermeMenût: BağlıAdîde: ÇokSefâin: GemilerHasbe’l-ittifâk: İttifak dolayısıylaGayr-ı me’mûl: Umulmayan
Kitabe OkumalarıKütübhane-İ Umumî-İ Osmanî Büyükçekmece Sultan Süleyman Çesmesi Kitabesi Silahdar Fındıklı Mehmed Ağa Çeşmesi بسم اللّٰه الرحمن الرحيملا اله الا اللّه محمّد رسول اللّهصاحب الخيرات و الحسناتسلحدار شهر ياري فندقللي محمد آغاروحيچون الفاتحه سنه ١١٣٨ BismillahirrahmanirrahimLâ ilahe illallah Muhammedün ResûlüllahSahibü’l-hayrât ve’l-hasenâtSilahdar şehr-i yârî Fındıklılı Muhammed Ağarûhîçün el-FatihaSene 1138 Karaki Hüseyin Çelebi Camii Kitabesi دعاوی ناظری سابق ممتاز افندی مرحومڭ وصیتی اوزرینه اشبو قره كي حسین چلبی جامع شریفی مجدد ابنا و انشا اولنمشدر Deâvî nâzırı sâbık Mümtâz Efendi merhûmun vasiyeti üzerine İşbu Karaki Hüseyin Çelebi cami‘-i şerîfi mücedded ibnâ ve inşâ olunmuştur.1288
BulmacaAşağıdaki tabloda her satırda harfler karışık olarak verilmiştir. Her satırdaki bu harflerden anlamlı birer kelime üreterek sağ taraftaki boş kutulara yazalım. Boş kutuların sağ tarafında kelimenin kaç harf olduğu yazılmıştır. Yani satırlarda fazladan harfler de bulunmaktadır. Boş kutular bittikten sonra o sütundaki kelimeleri yukarıdan aşağıya bir satır üzerinde yazdığınızda bir cümle oluşacaktır. Cümle, Mevlana Hazretleri’ne ait sözdür. Bu cümleyi 25 Mart’a kadar [email protected] posta adresine gönderiniz. Doğru cevabı gönderenler arasında yapılacak kur’a ile ilk beş takipçimize “Osmanlıca Klavye” hediye edilecektir. C E V A P







