Belge Okumaları

Ege Adaları Asla Bölgesel Bir Sorun Değildir

Tarihin ilk dönemlerinden beri çevredeki kara devletlerinin dikkatini çekerek büyük bir mücadele sebebi olan Ege Adaları, Bizans hâkimiyeti altında iken Venedik ve Ceneviz gibi denizci devletleri arasında çekişmeye sahne olmuş, 1071 Malazgirt zaferinden sonra da Anadolu’ya giren Türklerin dikkatini çekmiştir. Bu ilgi, Fatih’in İstanbul’u fethinden sonra Adaların zamanla Osmanlı idaresine geçmeleri sonucunu doğuracaktır. 

Malazgirt zaferinden sonra İzmir’de bir Türk Beyliği kuran Çaka Bey birçok adayı Türk egemenliği altına aldı. Ancak 1096ʼda onun ölümü ile bu adalar kaybedildi. Fatih Sultan Mehmed ve Kanuni Sultan Süleyman dönemleri arasında Osmanlı topraklarına peyderpey kazandırılan Ege Adaları’na 1669 yılında Girit de dâhil oldu ve yaklaşık 3 bin ada ve adacık, Osmanlı hâkimiyetinde yüzyıllarca barış içinde yaşadı. Ancak Yunanistan’ın bağımsızlığını kazandığı Edirne Antlaşması (1829) ile Ege Adaları yavaş yavaş Osmanlı’dan kopmaya başladı. 1911 ve 1912ʼde vukua gelen Trablusgarp ve Balkan savaşları, Ege Adalarının büyük çoğunluğunun fiilen kaybedilmesini netice verdi. Millî Mücadele sonucunda 1923ʼte imzalanan Lozan Antlaşması’na göre Gökçeada, Bozcaada, Tavşan Adası, Eşek Adası gibi adalar Türkiye’ye bırakıldı. Bununla birlikte Anadolu sahillerine 3 milden az uzaklıkta bulunan adalar ve adacıklar da Türkiye’ye verildi. Bunların haricinde egemenliği hukuki olarak hangi tarafa ait olduğu belirtilmemiş adacıklar da vardır. Zira Lozan Barış Antlaşması’nda egemenlik devrine konu olan adalar, ismen sayılan veya sayılmayan bütün adalardır (16. madde). Hâlbuki burada adacıklar veya kayalıklardan bahsedilmemektedir. Öte yandan antlaşmanın 13. maddesinde yer alan, Anadolu’ya yakın kıyılardaki Yunan adalarının silahlandırılmaması, bu adalarda üs kurulmaması kuralı, günümüzde başka bir tartışma konusu olmaya devam etmektedir.

Tarihi sürece baktığımızda 19. yüzyıldan itibaren Ege Adaları’nın kimin hâkimiyetinde olacağına karar veren, “büyük devletler”dir. Bu büyük devletlerin kim olduğu düşünülürse hangi tarafı seçeceği kolayca anlaşılır. Hâlbuki bir toprak parçasının bir devlet egemenliğine verilmesi için tarihî, coğrafi, demografik ve kültürel unsurlar da göz önünde tutulmalıdır. Ege Adaları yüzyıllarca şu şekilde taksim edilmiştir: Anadolu’ya yakın olan adalar Anadolu’da hâkim olan devlete, Balkan Yarımadası’na yakın olan adalar ise Balkanlar’daki hâkim devlete ait olmuştur. Zira bu adalar savunma hatlarını kontrol etmesi bakımından iki tarafta da büyük önemi haizdir. Dolayısıyla Anadolu’nun doğal uzantıları konumunda olan Limni, Midilli, Sakız, Rodos, Sisam ve İstanköy gibi adalar coğrafi olarak Anadolu’nun hâkimiyetinde olmalıdır.

Bundan yüz yıl kadar önce Yunanistan’ın Avrupa devletlerini kışkırtarak adaları işgal etmeye yönelik faaliyetlerini, günümüzde Ege ve Akdeniz bölgelerinde aynı taktikle yürüttüğüne şahit oluyoruz. Görünürde Yunanistan’ın, arka planda ise Avrupa devletlerinin Müslüman Türk topraklarını işgal ve yok etme politikasına ilişkin tarihî vesikalardan ikisini bu sayımızda sizlerle paylaşıyoruz.

Bu içerik sadece 6 Aylık Online Abonelik ve 1 Yıllık Online Abonelik üyeler tarafından okunabilir.
Giriş yap Üye ol