Belge Okumaları

Hiçbir İhanet Cezasız Kalmaz

Sahip olduklarımızın kıymetini, çoğunlukla o nimetlerin yok olma tehlikesi belirince anlarız. Sağlığımız, malımız, soluduğumuz hava, içtiğimiz su, yürüdüğümüz park, ailemiz, yakınlarımız, özgürlüğümüz, vatan toprağı, mukaddesatımız… Ne zaman ki bunları kaybetme riski ortaya çıkar, işte o anda onların nimet olduklarının farkına varırız.

15 Temmuz 2016’da millet olarak tarihimizin en büyük hadiselerinden birini yaşadık. O gece, bu ülkenin evlatlarına hayatın en büyük nimetlerinden olan vatan toprağının ve özgürlüğün kıymetini hatırlattı. O gece 79 milyon insan, sadece vatan ve özgürlüğün değil, sahip olduğu bütün güzel şeylerin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Zira o gece bir ölüm kalım mücadelesi yaşandı.

O gece, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere tüm Türkiye, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sızmış hainlerin darbe girişimi haberiyle sarsıldı. Ortak geçmişe sahip olduğumuz veya olduğunu zannettiğimiz bir grup, milletimizin geleceğini çok farklı bir yöne devşirmeye, yüzlerce yıllık ülkü ve idealimizden uzaklaştırmaya, bu milleti uzun zamandır tarihe gömmek isteyenlerin emellerine alet olan bir tuzakla bizi yok etmeye kalkıştı. O zamana kadar varlığımıza kasteden iç ve dış tehlikelerden çok farklı bir hadiseydi bu. Bunu yapanlar bizim içimizdeydi. Görünüşe bakılırsa aynı coğrafyada yaşıyor, aynı dili konuşuyor, aynı inancı paylaşıyorduk. Ama akıllarını ve kalplerini, bu milletin varlığını bir arada tutan temel değerlerden tamamen uzak bir üst akla satmışlardı. Amaçlanan şey, tarihten günümüze düşmanlarımızın planladığı şeyle aynıydı: bu milletin özgürlüğünü, kültürünü, inancını yok etmek.

Kökü dışarıda olan bu ihanet şebekesi, Fethullahçı Terör Örgütü, o gece millete ait olan ağır silahları yine bu aziz millete çevirmekte tereddüt etmedi. Silahsız olan insanlara kurşunlar sıkıldı, tanklardan toplar yağdırıldı, uçak ve helikopterlerden bombalar atıldı. Milletin can evi olan Meclis’i bile bombaladılar.

Fakat başaramadılar. Boyunduruk altına almak istedikleri millet, duruma bizzat el koydu ve Tuzak Kuranların En Hayırlısıʼnın (cc) yardımıyla, onların tuzaklarını başlarına geçirdi. Yapılış tarzıyla tarihte eşi benzeri olmayan bu ihanet duyulur duyulmaz, vatanını seven herkes yine tarihte görülmemiş bir şekilde sokağa çıktı; köprü başlarına, havalimanlarına, kışla girişlerine giderek işgale karşı direndi. Evlerinden çıkamayanlar dualarıyla destek verdi. O gece Cumhurbaşkanından Başbakanına, Millet Meclisinden Mahalle Muhtarına, esnafından memuruna, yaşlısından gencine herkes vatanını savundu. O gece Türk milleti, atalarından aldığı, ancak kolay kazanılamayan bir nimeti, gelecek nesillere armağan etti: özgürlük nimetini.

Her savaş gibi bu mücadelenin de bir bedeli oldu. Kendi canımızdan 251 şehidi ebedi âleme uğurladık. Her biri milletin bir ferdi olan bu şehitler, aslında bu toprakların gerçek bir vatan olduğunun ispatıydı. Vatanlarını, inançlarını, ailelerini, çocuklarını, reislerini kaybetmemek için kendilerini feda ettiler. Ve arkalarında büyük bir kahramanlık destanı bıraktılar. Bu destan anlatılmalıdır. Yaşayanlara, yaşamayanlara, farkında olanlara, olmayanlara, dosta düşmana nesilden nesile aktarılmalıdır. Ta ki bir daha kimse bu milleti sınamaya kalkmasın, kimse bu toprakları sahipsiz sanmasın.

Biz de bu tarihî hadiseyi canlı tutmak ve vatana ihanet edenlerin önünde sonunda cezalarını çekeceklerini hatırlatmak amacıyla arşiv vesikalarından birkaç örnek sunuyoruz.

Bu içerik sadece 6 Aylık Online Abonelik ve 1 Yıllık Online Abonelik üyeler tarafından okunabilir.
Giriş yap Üye ol