Belge Okumaları

Osmanlıda Matbuat

İnsanoğlu çevresinde olup bitenleri, kendisini doğrudan ilgilendirmese de merak eden, yaşadığı olayları ve edindiği bilgileri başkalarıyla paylaşmayı seven bir fıtratta yaratılmıştır. Bu ihtiyaç, Antik Mısır ve Yunan dönemlerine kadar uzanan gazetecilik faaliyetlerini ortaya çıkarmış; insanlığın gelişimine bağlı olarak çamur tabletler, duvarlar, deriler, kâğıt gibi materyaller hem bireyler hem de devletler tarafından bilgilendirme, eleştirme ve propaganda amaçlı olarak kullanılmıştır.

2. yüzyılda Orta Asya’da taş ve tahta kalıplara metinlerin kazınmasıyla ortaya çıkan ilk matbaacılık tecrübesi, yerini 1450ʼli yıllarda Avrupa’da hareketli metal harflerle oluşturulan baskı tekniğine bırakmış, bu gelişme de modern matbaaya giden süreci başlatmıştır.

Osmanlıda matbaadan önce kitaplara, mektuplara, kitapların ön ve arka taraflarına, taşlara, derilere, camilerin sütunlarına yazdıkları yazıların haricinde vaaz ve tellallık gibi duyuru usulleriyle de haberleşme ve paylaşma ihtiyacını gideren insanlar, modern matbaanın ortaya çıkmasıyla birlikte gazete ve mecmua gibi iletişim araçlarını kullanmaya başlamıştır. Bu bağlamda ilk basın yayın örnekleri, özellikle siyasi olaylar hakkında halkı bilgilendirmek yani bir nevi propaganda yapmak amacıyla Tanzimat döneminde ortaya çıkmıştır. Takvim-i Vekayi, 1831 yılında yayın hayatına başlayan ilk resmî Osmanlı gazetesidir. Bundan 9 yıl sonra bir İngiliz tarafından kurulan Cerîde-i Havadis, ilk yarı resmi Osmanlı gazetesi olarak bilinmektedir. İlk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval ise 1860ʼta çıkarılmıştır.

Osmanlı ülkesinde ve dünya genelinde yaşanan güncel gelişmeleri aktarmak, insanların farklı konularda malumat edinmelerini sağlamak ve kısmen de olsa eğlendirmek amaçlarını güden basın faaliyetleri, siyasi ve kültürel çatışmalar sebebiyle zaman zaman farklı amaçlara yönelmiştir. Özellikle Avrupa kökenli birçok basın organı ve onların Osmanlı ülkesindeki temsilcileri, özgürlük adı altında devletin birlik ve bağımsızlığını zedeleyecek, toplum arasında fitne çıkaracak yayınlar neşretmeye başlamışlar, bundan dolayı da hukuki bir düzenleme zorunluluğu doğmuştur. Bu amaçla 1864 yılında Türkiye’nin ilk basın yasası olan Matbuat Nizamnamesi yayımlanmıştır. Fiili olarak üç yıl uygulama imkânı bulan bu nizamnamenin ardından 1867 yılında neşredilen Kararname-i Âli, 1909 yılına kadar basınla ilgili temel metin kabul edilmiştir.

Bu içerik sadece 6 Aylık Online Abonelik ve 1 Yıllık Online Abonelik üyeler tarafından okunabilir.
Giriş yap Üye ol

Osmanlıda Matbuat

İnsanoğlu çevresinde olup bitenleri, kendisini doğrudan ilgilendirmese de merak eden, yaşadığı olayları ve edindiği bilgileri başkalarıyla paylaşmayı seven bir fıtratta yaratılmıştır. Bu ihtiyaç, Antik Mısır ve Yunan dönemlerine kadar uzanan gazetecilik faaliyetlerini ortaya çıkarmış; insanlığın gelişimine bağlı olarak çamur tabletler, duvarlar, deriler, kâğıt gibi materyaller hem bireyler hem de devletler tarafından bilgilendirme, eleştirme ve propaganda amaçlı olarak kullanılmıştır.

2. yüzyılda Orta Asya’da taş ve tahta kalıplara metinlerin kazınmasıyla ortaya çıkan ilk matbaacılık tecrübesi, yerini 1450ʼli yıllarda Avrupa’da hareketli metal harflerle oluşturulan baskı tekniğine bırakmış, bu gelişme de modern matbaaya giden süreci başlatmıştır.

Osmanlıda matbaadan önce kitaplara, mektuplara, kitapların ön ve arka taraflarına, taşlara, derilere, camilerin sütunlarına yazdıkları yazıların haricinde vaaz ve tellallık gibi duyuru usulleriyle de haberleşme ve paylaşma ihtiyacını gideren insanlar, modern matbaanın ortaya çıkmasıyla birlikte gazete ve mecmua gibi iletişim araçlarını kullanmaya başlamıştır. Bu bağlamda ilk basın yayın örnekleri, özellikle siyasi olaylar hakkında halkı bilgilendirmek yani bir nevi propaganda yapmak amacıyla Tanzimat döneminde ortaya çıkmıştır. Takvim-i Vekayi, 1831 yılında yayın hayatına başlayan ilk resmî Osmanlı gazetesidir. Bundan 9 yıl sonra bir İngiliz tarafından kurulan Cerîde-i Havadis, ilk yarı resmi Osmanlı gazetesi olarak bilinmektedir. İlk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval ise 1860ʼta çıkarılmıştır.

Osmanlı ülkesinde ve dünya genelinde yaşanan güncel gelişmeleri aktarmak, insanların farklı konularda malumat edinmelerini sağlamak ve kısmen de olsa eğlendirmek amaçlarını güden basın faaliyetleri, siyasi ve kültürel çatışmalar sebebiyle zaman zaman farklı amaçlara yönelmiştir. Özellikle Avrupa kökenli birçok basın organı ve onların Osmanlı ülkesindeki temsilcileri, özgürlük adı altında devletin birlik ve bağımsızlığını zedeleyecek, toplum arasında fitne çıkaracak yayınlar neşretmeye başlamışlar, bundan dolayı da hukuki bir düzenleme zorunluluğu doğmuştur. Bu amaçla 1864 yılında Türkiye’nin ilk basın yasası olan Matbuat Nizamnamesi yayımlanmıştır. Fiili olarak üç yıl uygulama imkânı bulan bu nizamnamenin ardından 1867 yılında neşredilen Kararname-i Âli, 1909 yılına kadar basınla ilgili temel metin kabul edilmiştir.

Bu içerik sadece 6 Aylık Online Abonelik ve 1 Yıllık Online Abonelik üyeler tarafından okunabilir.
Giriş yap Üye ol