Tarihten Notlar

خيرسز

بر كون خيرسزڭ بري، بر باغچه يه  كيروب، ميوه  آغاجنڭ أوستنه  چيقدي. بر ياندن يييور، بر ياندن ده  يرلره  دوكويوردي. باغچه  صاحبي بو طورومي كورنجه : ”به  هي اللّٰهدن قورقماز، قولدن اوتانماز، بو نه  دڭسزلكدر“ دييه  سسلندي. خيرسز، بيوك بر پيشكينلكله : ”نه  باغيرييورسڭ، باغچه  اللّٰهڭ، ميوه  اللّٰهڭ، سڭا نه  اولويور؟“ ديدي. مال صاحبي، ”أويله مي؟“ دييه  قفاسني صاللادي. صوڭره  ده  آدملرينه ، خيرسزي فلقه يه  ياتيرمه لرينى سويله دي. خيرسز صوپه يي يیدكجه : ”ياپمايڭ، ايتمه يڭ. اللّٰهدن قورقوڭ“ دييه  يالوارمه يه  باشلاينجه ، باغچه  صاحبي: ”نه  باغيروب طورويورسڭ؟ صوپه  اللّٰهڭ صوپه سي، اوران ده  اللّٰهڭ قولی…“

Hırsız

Bir gün hırsızın biri, bir bahçeye girip, meyve ağacının üstüne çıktı. Bir yandan yiyor, bir yandan da yerlere döküyordu. Bahçe sahibi bu durumu görünce: “Be hey Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz, bu ne densizliktir” diye seslendi. Hırsız, büyük bir pişkinlikle: “Ne bağırıyorsun, bahçe Allah’ın, meyve Allah’ın, sana ne oluyor?” dedi. Mal sahibi, “öyle mi?” diye kafasını salladı. Sonra da adamlarına, hırsızı falakaya yatırmalarını söyledi. Hırsız sopayı yedikçe: “Yapmayın, etmeyin. Allah’tan korkun” diye yalvarmaya başlayınca, bahçe sahibi: “Ne bağırıp duruyorsun? Sopa Allah’ın sopası, vuran da Allah’ın kulu…”

Bu içerik sadece 6 Aylık Online Abonelik ve 1 Yıllık Online Abonelik üyeler tarafından okunabilir.
Giriş yap Üye ol