Kelimelerin Kökenlerine Yolculuk (Kasım 2016)

“Yeryüzünde ve cihan tarihinde imparatorluk dili olmamış diller çoktur, fakat imparatorluk dilleri azdır. Çünkü dünya tarihinde hem askeri ve idari imparatorluk hem de dil ve kültür imparatorluğu karabilmiş millet azdır. Bu saydığımız vasıflara, şüphesiz bazı mühim farklarla uygun imparatorluk dilleri, denilebilir ki, Latince, Arapça, İngilizce ve Türkçedir. Bu dillerin hiç biri Özdil değildir. Esasen yeryüzünde hiçbir kültür ve medeniyet dili hiçbir zaman Özdil olmak taassubuna ve basitliğine iltifat etmemiştir.” diyordu büyük dil uzmanı, edebiyatçı Nihad Sami Banarlı.

Evet, sevgili dostlar! Kökeni, kaynağı, menşei, menbaı, çıkış ve zuhur yeri farklı dillerden, lisanlardan ve coğrafyalardan olsa bile dilimizde yerleşmiş, kökleşmiş, milletimizin sahiplendiği bütün kelimeler bizimdir. Zira bu kelimeler ecdadımızın elinde, dilinde, gönlünde zarafetle, ustalıkla işlenip, artık bizden bir parça olmuştur. Grameriyle, estetiğiyle, söyleyişiyle millileşen bu kelimelerimizi incelemeye, tanımaya ve tanıtmaya devam ediyoruz. İlk kelimemiz: lalettayin

 

↓↓↓ Yazının Tamamı ↓↓↓
KASIM SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al