Gücümüzü Nereden Alıyoruz?

İnsan ve toplumların ve buna bağlı olarak medeniyetlerin hareket ve faaliyetlerini belirleyen inançtır. İnsan inandığı hakikatlere ve değerlere göre hareket eder. Toplumlar da öyledir. Zira insan dış dünyadan alacağı ya da vereceği şeylere karşı içinde bir tasdik edici bulamazsa o şeyi yapamaz.

Bugün dünya kan ağlıyor. Mazlum ve mağdurlar, gaddar zalimlerin pençesinde can çekişiyor. Küçücük mülteci bebekler sahillerde Rabbine pervaz ediyor.

Demem o ki kendini hümanist tanımlayan coğrafya ve insanları dünyadaki vahşete seyirci kalıyorsa, burada inanç değerleri sorgulanmalı. Burada medeniyet sorgulanmalı. Burada gelinen bu noktada dünyaya asırlarca hükmetmiş Osmanlıya dönüp bakılmalı. Burada insanlık insaniyeti fark ettiği ve ettirdiği dönemlerden istifade ile yeniden kendini tazelemelidir.

İnsanlık var olduğu her dönemde problemler olmuştur. Sıkıntılar yaşanmıştır. Fakat Allah’ın kulları olan insanlar ne zaman Allah’ın hükümlerine göre hareket edebilmişlerse o zaman refah, rahat ve huzur hâkim olmuştur. Ne zaman tersi bir durum olmuşsa da o zaman sıkıntılar katlanarak devam etmiştir.

Hâlihazırda yaşadığımız tablo da buna şahit değil midir? Osmanlı tebaası olarak hayat sürerken kardeşlik, ittihad, tesanüd, muhabbet, terakki varken geldiğimiz ve yaşadığımız şu duruma bakın! Allah tez zamanda necatlar nasib eylesin.

Tarih tekerrürden mi ibarettir, yoksa hataları tekrarlamaktan mı? Hataları tarihe atmak bize bir şey kazandırmaz. Biz hatalarımızla yüzleşmeli ve iyi olduğumuz zamanları ve o zamanlarda hangi hal üzere olduğumuzu hatırlamalıyız. Aksi takdirde tekrar eden, bizim hatalarımızdan dolayı devam eden problemler olacaktır.

Osmanlı kendisine Allah’ın rızasını hedef ittihaz eden insanlardan teşekkül etmiş ali bir devletti. Ve asırlar boyu insanlığa huzur, mutluluk ve güzellikler verebildi. Çünkü her şeyin ve her güzelliğin sahibi olana hizmeti şiar edinmişlerdi.

Ve ceddimizin bize bıraktığı manevi miras bugün torunlarını beklemektedir. Günümüz Türkiye’sinde yaşayan bizleri en cazip hali ile kendisine davet etmektedir. Deva arıyorsan bana gel demektedir.

Biz de bu sayımızda Osmanlıda Mülteciler Meselesini kapağa taşıdık. O günlerde bu meseleye ait bir iki belgeyi sizlerle paylaştık. Bugün Türkiye olarak bazı şeylere dik durmamızın hem gereğini hem de aldığımız kuvveti bulmayı ümit ediyoruz. Ve biz kendimize dönüp baktıkça, ileriyi daha net göreceğimizi ve ileriye ait güzel şeyler yapabileceğimize inancımız tamdır.

Millet olarak bu meselelere yönümüzü çeviren güzel bir amil, Osmanlıca Dergi oldu şükürler olsun. Daha iyi ve güzel için yapılacak ne varsa ortaya koymaya devam edeceğiz. Hep beraber kendimizi görüp, istikbali aydınlatacağız inşallah.

Kalın sağlıcakla.
TEMMUZ SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al