Biz Olabilmek İçin Gerçekten “Biz” Olmalıyız

Osmanlı-Malay Araştırmaları Merkezi açılışında Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi Başkanı Dr. Rais Yetim önemli bir cümle sarf etmişti. Diyordu ki, aslında tarihi köklerimizde bizimle sizin irtibatınız var. Sadece aradan geçen kesintilerden dolayı biz unuttuk.

Burada asıl olması gereken şey şudur: Biz Malaylar Malaylaşmalı, siz Osmanlılar Osmanlılaşmalısınız!

Dünyanın global etkisi bütün kültürel değerleri ve kimlikleri hızla potasında eritirken, kullanılan bu ifade ne kadar da anlamlı düşmüştü.

Evet, bizim her şeyden önce “biz” olmaya ihtiyacımız var. Yani kendimizi keşfetmek ve kendimizi tanımak… Bir süredir bu çabalar devam etmektedir. Çünkü başkaca da yol yoktur. Fakat bu konuda daha mesafe alınması gereken yolumuz da vardır.

Yukarıda geçen merkez açılışına gelen Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi rektörü Zeliha Hanımla bu minvalde bir mülakat gerçekleştirdik. İşin Osmanlı ve Osmanlıcaya bakan taraflarını ve Türkiye’yi sual ettik kendisine. Sağ olsun o da bizi kırmadı, yoğun programına rağmen sizlere aktarılmak üzere fikirlerini bizimle paylaştı.

Zeliha Hanım da nazarlarımızı ulus devlet yapılanması çerçevesinde şekillenen Malezya ve Türkiye’den dışarı çıkarıp, Malay ve Osmanlı dünyası kavramları ve muhtevasıyla muhatap etmektedir. Çünkü ikisinin de tarihi ve kültürel birikim anlamında ihata ettikleri alan olabildiğince geniştir. Biz tarihe, hal-i hazıra böyle bakamazsak istikbali de bu şekilde görme imkânına sahip olamayız, diyordu.

Nazar ve niyet önemlidir. Neye nasıl baktığınız, neyi nasıl tanımladığınız ilerisini şekillendirecek olandır.

  1. sene-i devriyesi olmak münasebetiyle Kutü’l-Amare zaferi nasıl da yankı buldu içimizde değil mi? Eğer bu ve benzeri hatıralar içimizde yeşermeye, filizlenmeye devam ederse, 700 sene önce diktiğimiz çınar yeniden niçin aynı ve daha fazlası ihtişama kavuşmuş olmasın!

Tekrar ediyorum, biz olabilmek için gerçekten “biz” olmalıyız. Kendimizi fark etmeliyiz. Sosyal meselelerimizi çözebilmenin yolu insanı çözmekten geçer. Bu da insanın kendisini, fıtratını, kültürünü, inancını, etrafını çözmesinden ve anlamasından geçmektedir.

En iyi yatırım insana yapılan yatırımdır. Eğitime yapılan yatırımdır. Sosyal bilimlere yapılan yatırımdır. Sosyal bilimlerin geriye dönüp sorgulanabilmesi de Osmanlıca bilmekten geçmektedir. İlk adım, ilk işaret ve farkındalık gördüğümüz kadarı ile Osmanlıca çalışmaya başlamakla başlamaktadır. Bu anlamda dergi olarak yapabildiğimiz her katkıya ehemmiyet veriyor, yeni nasıl adımlar atabilirizin peşinde koşuyoruz.

İşte size yepyeni bir sayı daha… İstifade etmeniz temennisiyle.

Kalın sağlıcakla…

HAZİRAN SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al