Ey Evlad-ı Fatihan! Neredesiniz?

“Kendi köklerine sımsıkı sarılmayanlar, göklerde ihtişam arayamaz.” Ne kadar doğru değil mi? Kökü olmayan ağaçta meyve olmayacağı gibi. Arşiv uzmanı Mesut Bey diyor ki, “Avrupa’da papazlar kalemle yazmayı yeni öğrenirken İslâm memleketlerinde kütüphaneler dolusu arşiv vardı. Özellikle Abbasiler kütüphanecilik konusunda, Osmanlı ise arşivcilik konusunda çok ileriydi.”

Devamla sadece arşiv bazındaki müktesebatımızın ne ifade ettiğini ise şu cümlelerle açıklıyor: “Kızıldeniz’de bulunan Haniş adaları hakkında Yemen ile Eritre arasındaki anlaşmazlıkların çözüme kavuşmasında Osmanlı Arşivi’nden Hakem Mahkemesine giden belgelerin belirleyici olduğu belirtilmektedir. Yine Katar ve Bahreyn arasındaki Havar adaları ile ilgili anlaşmazlığın Lahey Adalet Divanında çözüme kavuşmasında da Osmanlı Arşivinden alınan belgeler etkili olmuştur. Bir başka örnek, Kuzey Afrika’da Libya ile Tunus arasındaki sınır anlaşmazlığında Meclis-i Vükela kararları arasında çıkan bir rapor esas delil olarak gösterilmiştir.”

Gelecek geçmişin aynasıdır. Geçmişi bilen ve istifade edebilen, gelecek hakkında söz sahibi olacaktır. Tam bu noktada Osmanlı Arşivleri, kültürel birikimimiz, medeniyet dinamiklerimiz bir adım öne çıkıyor ve bize, “Ey evlad-ı Fatihan! Neredesiniz? Daha ne zamana kadar bekleyecek ve Avrupa hayranlığı ile kültür ve ahlak mahkûmu olarak kendinizden bîhaber yaşayacaksınız?” diyor.

Çok badirelerden geçen şu millet ve evladı, kaderin takdiri ve tanıdığı imkânı artık fark etmeli ve kendine doğru bir adım atmalıdır. Konu çok açılardan değerlendirmeye tabi olsa da Osmanlıca eğitimi üzerinden kazanılan farkındalık ve özgüven asla göz ardı edilemez ve edilmemelidir. Özellikle son dört sene buna şahid-i kavidir.

Ülke genelinde futbol sahalarına ayrılan para ve emek kadar da olsa gençlik üzerinde ve özelinde bu çalışmalara el birliği ile kuvvet ve destek verilmelidir. Çok ciddi çalışmaların yapılmasına imkân tanıyan 80 senelik sürdürülebilir ve tecrübe edilmiş ve günümüze taşınabilmiş bu değerli hizmetleri basamak yapıp, istikbali tenvir etmek en önemli ve öncelikli vazifemiz olmalıdır.

Osmanlıca eğitimi ve çalışmalarını asla hafife almayalım. Bozulan makine için servisi arayan adamın fabrikasına servis elemanı gelir ve makinenin bir yerine çekiçle vurur. Makine çalışmaya başlar. Bin dolar tutan faturaya itiraz eden adam detaylı bilgi ister. Cevap manidardır. Çekiçle makineye vurmak bir dolar. Nereye vuracağını bilmek 999 dolar.

Biz millet olarak öyle bir yerden vurulduk ki hala kendimize gelemedik. O vurulan yer, harflerimiz ve lisanımızdı. Şimdi bizler de oraya çalışmalı ve hızla tamir etmeliyiz.

Haydi, milli irade! Haydi millet! Haydi gençler!

Madem gemi battığı yerden çıkar, o zaman asılın kalemlere.

ARALIK SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al