Kendinize Gelin!

Necip Fazıl, Gençliğe Hitabe’sinde “Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençlik”ten bahseder. Zira Cemil Meriç milletlerin ana vasfını ‘devamlılık’ olarak tayin ederken, fark etmemiz gereken önemli nokta, gençlerimizin gelecek yani bizim geleceğimiz ve bizim devamımız olduğudur.

Ağaç yaş iken eğilirse, insan yedisinde ne ise yetmişinde de o oluyorsa -her şey bir tarafa- başımızı ellerimiz arasına almalı ve gençlerimize nasıl sahip çıkmamız yani geleceği nasıl inşa etmemiz gerektiğine kafa yormalıyız.

Fetih Marşı’nın coşkusuyla hamaset üretmenin elbette güzel tarafları vardır. Lakin yirmi yaşında bir gencimizin Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşta olmakla birlikte aynı donanım, ahlak ve idealde olmasını temin edebilmek daha güzel ve önemlidir.

Yüzümüzü batıya döndüğümüz yüz yıldır, bırakın ideal sahibi olmayı, kendimiz kalamadık. Biz olmaktan çıkmakla birlikte kendimize ve etrafımıza yabancılaştık, düşmanlaştırıldık. Koca bir devletin mirasçıları olarak, teraküm eden bütün değer varlıklarımızı savdık, savurduk, heba eyledik.

Makamından Avrupa’yı sallayan Fatihler, Yavuzlar, Süleymanlar yerine Avrupa’nın filmleriyle sallanan ve varlıkta yokluk yaşayan bir nesil haline geldik, yazı ki. Gündüzümüz geceye, baharımız kışa, fethimiz hüsrana savrulurken Osmanlıca Eğitim ve Kültür Dergisi olarak diyoruz ki “Geçmişi olmayanın geleceği olmaz!”

Madem geçmişe bakmak, kendimizi hatırlamak, engin ve zengin kültür dünyamıza seyahat yapmak istiyoruz, o zaman bu yolculuğun bileti, o kapının anahtarı, bize ait olanın adı Osmanlı Türkçesi ile buluşmaya var mısınız?

Kapağa Fatih’in Topkapı Surlarından girdiği fotoğrafı koyduk, ta ki Fatiha’mız olsun. İç sayfalarda gençlerimize ve idealini kaybetmeyen ruhu genç herkese Fatih Sultan Mehmed’in, Bediüzzaman’ın, Necip Fazıl’ın, Arif Nihad Asya’nın, Prens Metternich’in sözleriyle seslendik. “Kendinize Gelin!”

Evet, yeni dünya düzeninde aktif rol alacak olan ülkemiz ve insanları, dünyaya açılmadan önce kendi değer ve kültür birikimine yani tarihine açılabilmelidir. Bunun için de önemli bir adım olarak Osmanlı Türkçesini öğrenmek hepimizin boynunun borcudur.

Öyleyse haydi hep beraber el ele, omuz omuza verelim ve öğrenmesi kolay olan Osmanlı Türkçesini gerek okullarımızda öğrenciler olarak, gerek Halk Eğitimi Merkezlerinde sivil halk olarak, gerekse Osmanlıca Eğitim ve Kültür Dergisinden herkes olarak öğrenmeye, geliştirmeye gayret edelim.

Avrupa’nın yüz yıldır öyle ya da böyle bize dayattığı tercümelerinden, romanlarından, tiyatrolarından, sinemasından bir parça uzaklaşıp kendimize ait olandan ya direkt istifade edelim ya da bize ve dünyaya kazandırılmasına imkan tanıyacak faaliyetler içerisinde olalım.

Ümidimiz odur ki, bu yeni süreçte bütün bir millet olarak daha bir biz olacak ve kendimizi fark edeceğiz. Dünyanın özellikle Ortadoğu üzerinde oluşturduğu algıyı kendi lehimize çevirerek doğru ve düzgün algıların oluşmasıyla kendi varlığımızı ve buna bağlı olarak da dünyayı yeniden keşfedeceğiz.

Bunun adımları Osmanlı Türkçesi Kursları ile atıldı, şükürler olsun. Yönümüzü bir parça da olsa kendimize çevirebildi. Şimdi bunu geliştirmek ve daha iyiye taşıyabilmek bizlerin ellerinde… Bu vesile ile bu çalışmaların gelişmesinde emeği geçen herkese Osmanlıca Eğitim ve Kültür Dergisi olarak teşekkür ediyoruz. Ve bu toplumsal hareketin hep beraber ve aynı gayretle devam edebilmesini ümit ediyoruz.

Karanlığa küfür etmek yerine sadece olduğunuz yerde dönerek güneşin ışıklarından istifade edebilirsiniz. Haydi, herkes için kolay olan bu işi sen de yapabilirsin!

MAYIS SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al