Osmanlıca Öğrenme Hikâyesi: Mücahit DÜZGÜN / SAMSUN

Yıllar önce Ankara da bulunan Tacettin dergâhına gitmiştim, çok heyecanlı idim. Nasıl heyecanlı olmayayım ki milli şair Mehmet Akif ‘in bir zamanlar yaşadığı bir mekâna gitmiştim ve adeta zaman tünelinde yolculuk yapıyordum.

Biraz dolaştıktan sonra mübarek zatlara bir Fatiha okuyayım dedim. Ziyaret mükemmeldi; o atmosfer, o huzur türbenin etrafını gezmeme vesile oldu. Ellerim bağlı, yavaş adımlarla geri geri yürüyerek çıktım. Türbenin etrafını gezerken arka bölümde eski bir mezarlık olduğunu fark ettim. Adımlarımı hızlandırdım, gördüğüm manzara içler acısı…

Yıkılmış bakımsız onca mezar. Hüzünlendim, birinin dibine çöktüm, üstünde güzel hat yazıları görünce işaret parmağımı bu yazılara dokunarak “Ecdad bu güzel yazıyı yazmış, torunları sadece bakıyor” dedim… Evet, yıllara meydan okuyup “Beni oku!” der gibi bakan o taşları okuyabilmeli idim. Garip kalan o mezar taşlarını, son kez hüzünle ben de boynu bükük bıraktım. İşte o gün Osmanlıcayı öğrenmemin gerekliliğine karar verdim.

 

↓↓↓ Yazının Tamamı ↓↓↓
EKİM SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al