Osmanlıca Liselerde Okutulmalı mı? | عثمانليجه  لیسه لرده اوقوتولملیمی؟

OSMANLICA SEÇMELİ DEĞİL ZORUNLU DERS OLSUN

Bugün ortalama bir Türk genci, dedesinin yazdığı bir metni anlayamıyor. Üç önceki kuşağın yazdıklarının ise tek kelimesini bile okuyamıyor; çünkü “eski yazı” denen Arap harfleri Türklerin ezici çoğunluğu için Çince kadar yabancı.

Benim önerim, seçmeli Kur’an derslerinin ötesinde, tüm devlet liselerinde “Osmanlıca” öğretilmesi ve bunun (seçmeli bile değil) temel ders olmasıdır. Çünkü kendi milletinin bin yıllık birikimine ulaşmak, en az üçgenin iç açılarının toplamını ya da maki bitki örtüsünün bodur boyunu bilmek kadar önemlidir.”

Recep Tayyip Erdoğan
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı

 

OSMANLICA VE KÜRTÇE SEÇMELİ DERS

Hiç endişeniz olmasın. Bütün planlarımız yetişecek şekilde yapılıyor. Osmanlıca, Kürtçe seçmeli ders olarak seçilebilecek. Detaylarını arkadaşlarımız açıklayacaklar.

Prof. Dr. Özcan YENİÇERİ
Ankara Milletvekili

 

MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Kanununun 25 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Ortaokul ve liselerde” ibaresinden sonra gelmek üzere “Osmanlıca zorunlu ders olarak” ibaresi eklenmiştir.

Türk milleti için Osmanlıca, meraklılara ya da uzmanlara bırakılamayacak kadar önemli bir hazinedir. Her Türk insanının sokağının, mahallesinin, köprüsünün, çeşmesinin, sarayının, müzesinin, kümbetinin, imaretinin ya da tapu senedinin üstünde bulunan yazıları okumak hakkı vardır. Bu sebepten Osmanlı Türkçesi okullarda öncelikli ve temel dersler arasına alınmalıdır.

Nesilleri atalarıyla buluşturmak, onların bıraktıkları mirasları anlamalarını sağlayabilmek için Osmanlı Türkçesi, seçmeli ders olarak değil, zorunlu ders olarak Orta Okullardan başlamak üzere öğretilmelidir.

 

Coşkun Aral

Kendi dilimizin zenginliği iki alfabenin de öğretilmesiyle çok rahat sürdürülebilirdi. Bugün Rusya, Yunanistan, Hindistan ve İsrail’de 7’den 70’e herkes iki alfabe biliyor ve kendi geçmişini tercüman gerektirmeden tanıyor, anlıyor ve anlatıyor. Ne yazık ki Osmanlıcaya hâkim kuşaklar yetişmedi.

 

İki sene önce Yemen’e gittiğimde bakanlıktan biri ‘gel seni, sizin kütüphaneye götüreyim’ dedi. ‘Biliyor musunuz, burada sukortodaki balıklara ilişkin çok güzel kitaplar var’ dedi. Bir kitap çıkardı içi muhteşem minyatürlerle dolu çok muhteşem bir kitap… ‘Okusana’ dedi. ‘Okuyamam’ dedim. ‘Türkçe’ dedi. ‘Yok bu Arap alfabesiyle  yazılmış Türkçe, ben bunu okuyamıyorum’ dedim. Sizin böyle bi hazineniz var, Afrika’da iziniz var oysa siz tercümelerle suyunun suyunun suyunu okuyorsunuz. Ben kivi meyvesiyle kivi kuşu arasındaki ayrımı öyle bir kitaptan öğrendim. Bırakın orada kivi meyvesiyle kuşu arasındaki farkı size herşeyi veriyor. Evet benim dedem Osmanlıcayı uzun bir dönem kullanmış. Niye bir anda yerin dibine sokulsun ki. Ben yeni Osmanlıcı falan da değilim.

 

NİSAN-MAYIS-HAZİRAN SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al