2. Sayı Editör Yazısı

Tarihi Türkiye Türkçesi olarak tarif edilen Osmanlıca, Türklerin İslamiyet’i kabulünden itibaren asırlar boyunca kullandıkları bir yazı dilidir. İçerisinde Arapça, Farsça, Türkçe ve diğer dillerden kelimeler bulundurmakla zenginleşmiş bir kültür lisanıdır. Milli Kütüphanelerimiz ve Başbakanlık Arşivleri bu yazı ile yazılmış eserlerle doludur.

Üniversitede bulunduğum dönemlerde şöyle bir gözlemim oldu: Deniz aşırı memleketlerden kalkıp gelen bazı insanlar, kültür hazinemiz olan belgelerde ne olduğunu anlamak için gece-gündüz çalışıyorlardı. Bazıları İngilizce, bazıları Japonca, bazıları İspanyolca, bazıları Almanca ve sair dillerde konuşan insanlardı bunlar. Fakat biz lisans talebesi olarak zor izin alabilmiştik arşivlere girebilmek için. İzin almıştık, fakat başka bir problemimiz daha vardı. O da, bizim dediğimiz kültür hazinemize ulaşmanın anahtarı olan Osmanlıcayı iyice bilmemek.

Şunu anlamıştım: Yakınlaştığımızı zannettiğimiz Avrupa, bize ait olan şeylere bizden daha yakındı. Bizler altın bulma sevdasıyla Bağdat’a giden adam gibiydik; onlar ise, bizim evimizin temelindeki hazineyi almaya gelen adamlar gibi. Elhamdülillah şimdi Osmanlıca okuyup yazabiliyorum. Bunu -en başta- bu konuda uzun zamandır yaygın eğitim tarzında çalışmalar yapan Hayrat Vakfı’na borçluyum.

“Tarih ve kültürümüze vefa borcu ve vazife olarak neler yapılabilir?” sorusuna cevap teşkil edecek birçok çalışmalar yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor. Bu sadette açılan kurslar, insanları Osmanlıca öğrenmek noktasında gayrete getirdi. Osmanlıcanın sadece üniversitelerde okutulan bir yazı dili değil, isteyen herkesin öğrenmesine hem bir zemin hazırladı, hem de herkesin öğrenebileceğinin ispatı oldu.

Yine bu süreçte, üniversitelerin sayısı artmakla Osmanlıca ile bağlantılı bölümlerin sayısı da artmış oldu. Hem Sosyal Bilimler Liselerinde Osmanlıca dersleri ders olarak okutulmaya başlandı, hem de sair liselerin programına seçmeli ders olarak konuldu. Lise seviyesindeki gençlerin erken dönemde Osmanlıca ile muhatap olmaları, lisans döneminde ileri düzey belgelere kolaylıkla intikal etmelerine imkan sağlayacak önemli bir adım oldu.

Fakat başka bir problem daha vardı. O da, basitten başlayarak Osmanlıca öğretecek ders notları. İnsan bir anda ve en kolay yoldan en son noktaya ulaşmak ister. Lakin bu çok kolay ve mümkün gözükmemektedir. Ancak işin kolay yolları ve metotları bulunabilir ve uygulanabilirse mümkün olabilir.

Osmanlıca Eğitim ve Kültür Dergisi bu gayeye matuf olarak Ocak 2013’te yayınlanmaya başlamıştır. Dergi, en basitten başlayacak ve en güzele, en iyiye doğru gidecektir. Temel hedefimiz, Osmanlıcayı okuma seviyesini kazandırmaktır. Bu vetirede (süreç) tarihi, edebi ve sair belgelere ve değişik yazı karakterlerine de yer verilecektir.

Üç ana temelden oluşacak derginin birinci bölümünde okuma seviyesi kazandırma, kolay okuyabilme tekniklerini öğretme hedeflenmiştir. İkinci bölümde; okuma metinleri, şiirler, fıkralar ve sair çok değişik yazı ve köşeler olacaktır. Üçüncü bölümde ise, kitabe, değişik hatlarla yazılmış yazılar, tarihi ve edebi metinlerin çözümleri ve okuma teknikleri gösterilecektir. Bu suretle her dergiden her seviye istifade edebilecektir.

Bize zor gelen, fakat aslında hiç de öyle olmayan bu meseleyi hep beraber çözmek bizim elimizde. Dergiyi takip ettiğiniz müddetçe siz de istifade etmiş olduğunuzu gözlemleyeceksiniz. Size verdiğimiz pratikleri uygulamak kaydıyla kısa zamanda mesafe alacaksınız. Neticede matbu eserleri okumakla birlikte, el yazısı ile yazılmış Osmanlıca yazıları, çeşme, cami, müze, mezar taşlarındaki yazıları, arşiv belgelerinin önemli bir kısmını okuyabilir seviyeye geleceksiniz inşallah.

Dergi, bu sahada bir ilk olması hasebiyle önemli bir vazifeyi üstlenmiş bulunmaktadır. Tarih ve kültürümüze aralanacak bu mütevazi fakat çok önemli çalışmada destek ve dualarınızı bekleriz.

Metin Uçar

NİSAN-MAYIS-HAZİRAN SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al